Dünyada bazı milletlerin büyük liderleri ve tartışılmaz değerleri vardır.
Önce lider bahsine girelim... Tartışılmaz değerleri daha sonra anlatalım...
Sebepsiz değildir bir şahsiyetin lider olması... İyi bir liderin, devlet adamının nesiller boyu devam eder karizması, düşünceleri, prensipleri ve sevgisi... İdeolojilerin ilahlaştırdığı liderler ise bir gün dünyada çok yüksek zirvelerden güm diye düşer ve yer ile yeksan olurlar. Rejim çökmüştür ve artık her kitabın mukaddimesinden, her kapının açılışına ve memlekette her adım atılışına kadar adı anılan liderken bir gün anılmaz olup yalnızca tarihin tozlu sayfalarında kalıyorsa muhtemelen o lider, zaten sizin milletinizin değil ideolojinin emperyalist gücüyle empoze ettiği kişidir. Lenin, Stalin ve daha niceleri gibi zoraki 70 yıl boyu ubudiyet duygusu içinde anılırken 71. yılda lanetle anılmak ya da hiçbir şekilde anılmaya tenezzül edilmemesi ne yaman(!) şey değil mi? Yukarıda bahsi geçen komünist rejimin liderleri için ne kadar acı bir hâl değil mi? Türk milletinin 20.yüzyılın ilk çeyreği dolarken işgal edilen vatan topraklarında büyük bir Millî Mücadele başladı. İstanbul'dan çıkıp Samsun'a, Amasya'ya, Sivas'a Erzurum'a uzanan iradeyi temsil eden Gâzi Mustafa Kemâl liderliğinde Türk milleti Sakarya, Dumlupınar, Büyük Taarruz ile adeta yeniden doğdu. Türk milletinin içinden çıkan liderdir Mustafa Kemal... Öyle başkalarınınki gibi dönemlik veya konjonktürel lider değildir. Bizdeki değeri çok başkadır... Binlerce şehit kanı ile kazanılan vatan topraklarında iyi günler, hür ve bağımsız yaşamanın hazzı duyuldu. Bunun farkında olmadan yaşayanlar da geçmişte olduğu gibi hâlâ da var. Ülkemizde zaman zaman sıkıntılar oldu... İhanetler, darbeler, gerilimler vs... Atatürk'ün 1960 darbesinden itibaren bütün darbecilerin bahanesinin unsuru ve muktedir olma hırsını örtecek bir perde hâline getirilmesi, hırsızların ve ahlâksızların suçlarını saklayacağı bir sığınağa dönüştürülmesi Atatürk 'e ihanet değilse nedir? Hem ihanet hem de suistimal...
Atatürk, liyakatsizlerin makam elde etmesine ve aldıkları makamı koruyacağı bir dokunulmazlık zırhı da olamaz. Milletin iradesine el koyan cuntacıların yazdığı darbe bildirilerinin süsü hiç olamaz. Millî iradeye haksız yere el koyup darbe yapmanız ihanet değil de nedir? İhaneti vatanseverliğe dönüştürme aletiniz değildir ve yakanıza rozet takarak hırsızlığınızı temizleyecek süpürge de değildir. Birkaç gün önce değerli Bilge Bayrak'ın işaret ettiği sözlerden yola çıkarak diyoruz bunları ... Atatürk, hele de ahlaksızlığı örtme perdesi asla değildir. Atatürk, kimsenin kendi kirli hesapları için yapacağı kalkan asla değildir... Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu asker, gâzi, komutan ve devlet adamıdır. İnsan olduğundan ziyade ilahlaştırmanın nelere sebep olduğunu ve nereye götürdüğünü bilmek ve farkında olmak lüzumu devam ediyor. Gâzi Mustafa Kemâl Atatürk insan evladı olarak dünyaya gelmiş ve aziz Türk milletinin kanıyla canıyla savunduğu bir vatan kurarak fâni âleme göçmüştür. Saygıyla anmaktan başka lüzumsuz lakırdı etmek gerekmez.
Atatürk'ü suiistimal ederek siyasi, ticari veya maddi manevi, şahsi menfaat elde etme dönemi sona erdirilmelidir. Atatürkçülük iddiasındaki partiler başta olmak üzere Atatürk'ün gösterdiği muasır medeniyetler seviyesinden ileri gitmek için çalışmayan, "İHA SİHA karın doyurmuyooo..." diyen, akşamcı sofralarında r*kı meze zıkkımlanarak laiklik bahsiyle çene çalanların işlediği bir suç tespit edilince "Çünkü Atatürkçüyüm de ondan..." diyen tiplerden bıktık.
"Suiistimal" bize göre en ahlâk dışı eylemdir... Bir düşünce akımına, bir ideolojiye, lider bir şahsiyete, bir dinî lidere olan saygı ve sevgi de ikiyüzlülük olmaz, esasen hiçbir Allah kuluna da olmaz. Şahsî menfaatler için onlarla iltisak kurulamaz. İslâm dininin öğretileri ve öğütleri Allah kelâmı Kur'an ve Resûlullah'ın hadisleri ve sünnetleri çerçevesinde yaşanır, uygulanır. Hak, hukuk, adalet, ana babaya itaat, doğruluk, dürüstlük, sevgi, saygı, çalışkanlık, iyilik etmek, şefkatli ve merhametli olmak, kötülükten sakın(dır)mak, ruh ve beden temizliği içinde yaşamak, Allah'ın yarattığı insana ve çevreye zarar vermemek, kula kul olmamak vb... insani ve evrensel değerler içinde yaşamak insanın temel vazifesidir. İslâm dininin temellerine aykırı biçimde kendilerine rol biçen, rol çalan, şeyh kisvesi altında Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e dahi verilmemiş kudret ve kerameti kendinde görenler, Allah adına emir ve yasak koyan, cahil insanları suiistimal eden tiplerin oksijen tüketmesine gerek yok bu âlemde... Çanakkale Savaşı'nda ve en son 1974 Kıbrıs Harekâtında savaşı şeyhinin görünmez biçimde kazandığını söyleyen ve yakın zamanda depremi durduğunu anlatıp buna da inanan ahmaklar sürüsü olduğunu görmek hiç de normal görülemez... "Öyle gücün vardı da savaşı hiç yaptırmasaydın, depremi baştan durdursaydın!" demezler mi adama... Şeyhler veya başka şeyler Allah adına emir ve yasak koyamaz, hüküm veremez.
Sahte ve sapkın tiplerin İslâm'a ve Müslüman imajına verdikleri zararı hesap edebilene aşk olsun. Hoca Ahmet Yesevi ve onun değerinde İslam'ı doğru dürüst Allah'ın emirlerine uygun biçimde uygulayıp insanlara yol yordam gösterenler için aksi bir sözümüz olamaz. İnsanların belli bir intizam içinde yaşamaları için hukuk, kanunlar vardır. Herkes buna uyacaktır... Din suiistimalcilerini, Atatürk suiistimalcilerini, deprem vb. olağanüstü felaketlerde ortaya çıkan devletin yanında olmayan ahlâk yoksunu duygu sömürüsü yaparak milyarlarca parayı topladıktan sonra kumara yatıran "ahbap" kisvesi altındaki suistimalcileri bertaraf edecek tek çare/irade yüksek ahlâk ve erdem sahibi insanların cesaretidir. Bu potansiyeli kullanmak için daha fazla beklenemez...
Suiistimalin ve fenalıkların bütün failleri için bir erdem harekatı gerek... Öyle değil mi? Tanrı Dağları'ndan...