Dilden çıkan söz, aklın ürünü değilse gürültüden başka bir şey değildir o.
İnsanların yalnızca bedeniyle ilgili ihtiyaçlarını karşılayacak kadar dili olursa eyvah eyvah... Alış veriş yapıp ardından da yiyip içip doymak, giyinmek, temizlenmek veya vücut bakımı; saç, sakal kestirmek için bilmesi gereken kelime hazinesi 100'ü geçmez.
Bildiği kelimelerle dinî konularda hoca beğenmez fetva verir; kredi kartını ödeyemez ama iktisadi konularda ahkâm kesip ekonomiyi ve enflasyonu düzelteceğini iddia eder.
Sporun her dalından olmasa da futboldan garanti anlar... Ayağına top gelse dengesiz basıp vurmaktan menisküs olur ama profesyonel ünlü futbolculardan pek de kimseyi beğenmez.
Doktorluk, mühendislik zaten uzmanlık alanı mübarek(!) herifin…
Ona göre şimdiki öğretmen, polis, subay, profesör de kimmiş?
Diploma dediğin de nedir birader?
Kâğıt işte kâğıt yav...der.
Mangalda kül bırakmaz 100 kelimelik dağarcığıyla bizim vatandaş…
Söküğünü dikemez ama terziye akıl ve nasihat vermekten de geri kalmaz... Tüccara, esnafa değil ama memura da izahatta bulunmaktan büyük keyif alıyor 100 kelimeyle…
Kelimeler düşündürür... Çok kelime bilmek yalnızca çok ve etkili güzel söylemekle sınırlandırmaz insanı.
Düşünen akıl, fikir üretir; geçmişten geleceğe analiz yapar ve daha iyisini hak eden milletim için, sanat, kültür, edebiyat ve medeniyet için... Sanayide, teknolojide, tıpta, felsefede üretim için, uzayda ve okyanusta keşif için düşünür dil bilen, söz bilen, sözün hasını bilen bilgeler...
Çok kelime bilmek demek lügatta ahkam kesmek demek değildir…
Anlatım gücü ve zenginliği ile bizim dilimiz Türkçe zihni açar; engin ve berrak bir dünya sunar insana…
Herkese laf yetiştirmek marifet değildir...
Dilin mistik gücü ahlâklı ve erdemli insanların söz varlığını yüceltir.
Şairane duygular dışında da insana kimliğini kazandıran Türkçemiz var...
Çoğu zaman ağızdan sarf edilen bir kelimeden sahibinin kim olduğunu anlamak zor değildir…
Zihnin ve aklın süzgecinden ârifane üslûpla geçtikten sonra muhatabın kulağına ulaşmalı söz... Yoksa lakırdı olur çıkar...
Düşünen beyinler yalnızca bildiği söz varlığının yardımıyla başkalarına ilgiyi, sevgiyi, saygıyı, muhabbeti ve ihtiramı sunabilirler…