Soru türündeki başlıkların cevabı da kendinden menkuldür aslında.
Allah'ın başak canlılardan daha nitelikli yarattığı insanın en büyük hazinesi aklıdır. Aklın yokluğunda diğer canlılardan fark azalır. Varsa ve yerinde ve zamanında kullanmadıktan sonra neye yarar?
Akıllı olmak yeterli olsaydı ahlâk ve faydalı ilimlere ihtiyaç duyulmazdı.
Dürüst ve âdil olmak da akıl sağlığı kadar mühimdir. Dürüst değilseniz eğer, aklınız hem kendinize hem de başkalarına ziyandır. Akıllara ziyan işler ahlâksızlıkla başlar.
Tilkilik, kurnazlık, çekemezlik, kıskançlık, sahtekârlık başa bela değilse nedir?
"Fesat at, yarış kazanamaz..." der atalarımız.
Birlikte yola çıktıklarınıza kazık atma niyetiniz varsa yola çıkmadan hedefe ulaşamayacağınız kesindir.
İşi kurallardan hariç yan yollardan çözmeye çalışan kimseler asla kazançlı çıkmazlar... Tilki ruhuyla kurt gibi yaşanmaz.
Öyleyse, siz maksadı ifsat etmişsiniz demektir. Elde ettiği makam ve mevkiye değer kazandırmak yerine o makamdan nemalananlar dünya var olalı vardır; belki yine olacaktır.
İlkelerde, hükümlerin uygulanmasında, hatta üslupta bile anlaştınız ama ortağınız sizi tongaya bastırdı... Neden? Bunun cevabını siz bulmalısınız.
Karar verdiniz, söz verdiniz ama tutamadınız... Risk analizi ve stratejik düşünme becerisine sahip değilsiniz demektir. Ama esas olarak fesat, haset, riyakâr, menfaatperest, hilekâr, üçkağıtçı, dolandırıcı gibi marazi sıfatlar haiz (!) olanlarla yola çıktıysanız sizde de sıkıntı var demektir.
Bu kirli sıfatlar sözlüğünde bile kalmayacak kadar temiz olmalıdır toplum.
Eğitimin disiplin ve kararlılıkla yapılması; her alanda adaletin icrasıyla yeni nesiller bizden fersah fersah iyi ve ileri olması için çalışmak zorundayız.
Aklını, ilmini, bilgi ve birikimini Türk milletine ve dolayısıyla insanlık âlemine bağışlayanlara selâm olsun ve onlara ebedî başarı diliyoruz.