Bir dağa serçe konsa o dağ ne kazanır? Bir dağdan bir serçe uçup gitse dağ ne kaybeder? İstediğiniz mevzuya uygun olarak söyleyebilirsiniz bu sözü...
İnsan hayret ediyor kimi zaman... Emekli general, emekli öğretim üyesi, tecrübeli siyasetçi, duayen gazeteci vs... yahut emekli bilmem kim yazısında diyor ki...vb. yazılar okuyoruz...
Kendinden gayet emin biçimde yazdıklarının hiç biri tutmamış... Tamamı aksine sonuç vermiş... Ne iddia ettilerse o değil aksini söyleyenlerinki gerçekleşmiş... Bütün gerekçeleri "Çünkü ab*d ve itra*il istemez." anahtar cümlesine kilitlenmişler... Çok az da olsa Türkiye Cumhuriyeti devletinin kudretini anlama gayreti gösterseler iddialarını daha mantıklı ve gerçekçi çizgide dile getirmiş olurlardı. Gazeteci A. Hakan'ın ifadesiyle "Öngörüsüzlüğün Everest’idir bu. Evet, onlar"...bir kıyı kasabasına yerleşip balıkçılığa başlasalar..." daha yararlı olabilirler aziz milletimize ve memleketimize... Hele de ateşli biçimde komşu ülkedeki terör örgütünün elinde kontrol ettiği yerleri asla vermeyeceğini söylerken neredeyse Türkiye'yi yenecek(!) bir kudrete sahip bir güçten(!) söz ediyordu. Neymiş püsküllünün wampir devleti ile dünyanın başına bela k'*a'ti*l devlet izin vermezmiş... i*tr*ail 6 yıllık planımız 6 günde sona erdi derken bir zamanların "Gandi Kemal'i" onlar özgürlük savaşçısı demişti. Bence öngörüsüzlüğün Everest'inden ziyade çukurluğun dibinde debelenen kiralık ağızlar gibi geliyor bana…
Türkiye Cumhuriyeti devleti daha da güçlü olmak zorundadır... Çalışmak için çok fırsat var. Türkiye kan emicilere rağmen güçlenmeye devam ediyor. Türk'ün kudretini sınamak isteyenler belasını kesinlikle Türkiye'den bulacaktır...
Türk dünyası başta olmak üzere bizimle güç birliği yapan her dost kazanacaktır... Dünyaya hak ettiği barışı da Türk milletinin azmi ve kararlılığı getirecektir.
Kendi ülkesine güvenmeyip "O ne der, bu ne der?" ile fikir irad edenler eksik olsunlar ekranlardan ve gazete sayfalarından... Varlıkları da mühim değil ama aldıkları emekli maaşına bile yazık diyesi geliyor insanın... Bu devlet bunları bunca yıl okuttu, büyüttü, vakti geldi emekli etti. Onlar ise müstevlillerinin sesi olmayı tercih ediyorlar... Neden acaba? Bunun anlamı nedir? Düşünmek gerekir... Tabii ki de gereğini de...