İnsanlar arasındaki ilişkilerde nâzik, kibar, nahif, mütevazı davranış sergilemek herkesçe kabul görür elbet.
Aşırılığa/abartıya kaçan nezaket/naziklik yalakalığa veya riyakârlığa götürür insanı. Nezaketten uzaklaştıysanız artık nâzik değilsiniz demektir.
Başkalarına nazik davranıp kendi aile efradına kaba davrananlar da nezaketi riya için gösteriyor demektir.
Bu arada nahif ve mütevazı kelimelerini yanlış kullanmak âdet hâline geldi ne yazık ki... Naif; deneyimsiz, acemi demektir. Nahif ise hassas, ince, kibar demektir. Mütevazi paralel anlamındadır... Mütevazı yani tevazu sahibi/alçak gönüllü demektir...
Davranışlarda istikrar şahsiyetle ilgilidir. Şahsiyet/karakter/kişilik sahibi olmak kısaca adam gibi adam olmak çok zor değil ama bunu kendisi için zorlaştıran niceleri var.
Halk içinde kabalık, büyüklenme, mürâilik istisna olması gerekirken nezaket, kibarlık, tevazu sahibi insanlar müstesna sayılıyor. Keşke tersi olsaydı diyesi geliyor insanın...
"Fazla tevazu gösterme sonra inanırlar..." denmesi ifrat ve tefritten uzak durmak yani ölçüyü kaçırmamak için söylenmiştir. Aşırı övmeyelim ama hiç de takdir etmemek de olmaz. İfrat ve tefrit meselesini çözmeliyiz.
Ölçü, ölçü...
Muhittin Gümüş /09.09.2024