Muhittin Gümüş Türkolog · Eğitimci
Türkolog · Eğitimci · Yazar

Muhittin Gümüş

Öğretim Görevlisi · Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi

Ankara’dan Taşkent’e, Taşkent’ten Bişkek’e uzanan otuz yılı aşkın bir yolculuk: Türkçenin yabancılara öğretimi, Türk lehçeleri, çeviribilim ve Türk dünyası gençlerinin geleceğe hazırlanması.

Bişkek · Manas Üniversitesi

Türk Dünyası

  • Türkiye
  • Azerbaycan
  • Kazakistan
  • Kırgızistan
  • Özbekistan
  • Türkmenistan
  • KKTC
  • Macaristan
35+Yıllık Hizmet
3Başkent: Ankara, Taşkent, Bişkek
7Kitap ve Sözlük
26Yönetilen Tez
Ana Sayfa › Yazılar

Görmek İstediklerim

Eylül 13, 2024 Tanrı Dağlarından

Her insanın hayata dair maksadı, hedefi, emeli, amacı, gayesi, muradı, niyeti veya ideali vardır. Bu hedeflere ulaşmanın pek çok meşru yolu vardır. Maksat meşru olup da gidilen yol fena ise vay hâline o insanın.

Bu dünyada bu yaşıma kadar yaşadığım süre içinde pek çok insan gibi iyi, güzel, hoş, mübarek, kutlu, harika şeyler gördüm, yaşadım, tecrübe ettim. İyiliksever, yardımsever, misafirperver, fedakâr, gönül dostu, vefalı, adaletli, erdemli/faziletli, sözünün eri, yiğit, mert, cengâver, başı dik sırtı pek, şahsiyet ve asalet sahibi, işinin ehli, girişken, helalinden kazanan, çalışkan, düzenli, itibarlı/saygın, sevgi dolu, güler yüzlü/mütebessim, hayatın ve insan olmanın kadrini bilen, kadirşinas, akıllı, zeki, becerikli, güvenilir, iyi kalpli, nazik, kibar, zarif, sağduyulu, bilinçli arkadaşlarım, meslektaşlarım, dostlarım, akrabalarım, sosyal çevrede selamlaştığım ve iletişimde olduğum, köyümde, mahallemde, büyük yurdumda, Ulu Türkistan'da, dünyanın pek çok değişik ülkesinde öğrencilerim ve mesai arkadaşlarım oldu.

Tabii olarak yalanlar, yanlışlar, haksızlıklar, adaletsizlikler, fenalıklar, riyakârlıklar/ikiyüzlülükler, ahlaksızlıklar, üçkâğıtçılıklarla karşılaştığım gibi bunlara ek olarak devrimler, ihtilaller, afetlerle ölümler de gördüm.

Anadolu Türkü bir çocuğun ortalama biçimde yaşadığı sevinçleri, mutlulukları ya da hüznü, yokluğu, sıkıntıları ben de gördüm. Kimilerinden daha fazlasını veya daha azını da görmüş olabilirim.

Ahlaklı, edepli, haysiyetli olmanın kıymeti olduğunu küçük yaşta öğrendim. Öğretenlere ve terbiye edenlere binlerce rahmet, dua ve minnet ederim. Bütün eğitim hayatıma, mesleğime, şahsiyetime, ilmime irfanıma, edebî hayatıma katkı sağlayanlardan çok razıyım. Allah da onlardan razı olsun.

Kimsenin torpili, kayırması olmadan alın teri ve akıl teri dökerek bir iş ve meslek sahibi olmanın hazzını yaşadım.

SSCB'nin yıkılıp Türk dünyasının önemli bir kısmının bağımsızlığını gördüm. Derhal gidip Taşkent'te görev aldım. Daha sonra Ulu Türkistan'da, Tanrı Dağlarının eteğinde çeyrek asırdan beri emek verme şerefine nail oldum.

Eğitim alanında büyük projelerde fiilen görev alarak tarihte küçük bir izimiz olduğunu görme mutluluğunu yetiştirdiğimiz öğrencilerin başarılarıyla yaşıyorum.

TÜRKSOY, TİKA, Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi ile Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesinin kuruluşlarına şahit olmakla birlikte KTMÜ’de hizmet etmek de nasip oldu.

Türk Devletleri Teşkilatı'nın kuruluşuna şahit oldum. Amaçlarına kavuştuğunu da dünya gözüyle görmek isterim.

Bu gözler neler gördü?

-Hep iyilikleri gördü de kötülüklere, fenalıklara, ahlaksızlıklara, adaletsizliklere karşı mücadele etmede kördü sanılmasın. Yüce Allah, her insanı, canlı cansız bütün varlıkları fenalıklardan korusun.

Bahsetmek istediğim esasen bir tespitte bulunmak değil. Sosyal medyada 98 yaşındaki bir yaşlıya soruyorlar: - Uzun yaşamakla ne kazandınız? Cevap çok değerli: Bana ve pek çoğuna zulmedenlerin adalet karşısında ne hâle geldiklerini ve ölenlerin ne kadar ıstırap çektiklerini görmekten büyük mutluluk duydum. Yapanın ettiğiyle kalmadığını görmek bana haz verdi" diyor.

Ulu Allah bana da uzun ömür verse neleri görmek isterim diye düşündüm. Aslında sayfalar dolusu arzularım, isteklerim ve hayallerim var. Az bir kısmını özetle sıraladım:

Türk ve İslam âleminin huzur, refah ve esenlik içinde dünya milletleri arasında başı dik, sırtı pek; özüne sözüne güvenilen, adaletin hüküm sürdüğü büyük Turan yurdu ile Kızılelma'nın ideallerine kavuştuğunu görmeyi isterim.

Bütün milletlerin haksızlıklar karşısında Türk milletinin adaleti sağlaması için kapısına gelmesini görmek isterim.

Bugün dünyada zalim, gaddar ve insanlık için çok tehlikeli olan vampir ruhlu emperyalistlerin helak olduğunu, özellikle bizim ülkemize girmeden, daha sınırlara ve sahillere gelmeden "Please help me!/ Lütfen yardım edin!" diye bize yalvardığını görmek ve mazlum milletlere hizmet etmek üzere çalıştıklarını, kendilerinin ve atalarının yaptığı insanlık dışı davranışlardan dolayı af dilediklerini ve nedamet getirdiklerini görmek isterim.

Zaman içinde bizim uğradığımız (aslında herkesin uğradığı) haksızlıkları yapanların hem bu dünyada hem öbür dünyada cezasını çektiklerini görmek isterim. Bunların önemli bir kısmının kendilerini herkese din, iman, ahlak, haram ve helal dersi vermekle yükümlü(!) ya da görevli addedenlerden olmaları, kendi yedikleri haltları örtbas etmek için bazı imansızlarla iş birlikçi olmaları başka bir felaketi ifade ediyor. Bu tiplerin toplumda, bürokraside, ilim ve eğitim dünyasında suret-i haktan görünüp de adaletsizlikten, kul hakkı yemekten hiç rahatsız olmamaları alışılagelmiş ve kanıksanmış... İşte ben bunların hepsinin adalet terazisinden geçirilip sırat köprüsünden önce de çokça eza çektiklerini görmek isterim.

Yazdığım kitaplardan faydalanan mutlu insanları, çocukları, gençleri görmek isterim.

Yüzlerce Türk dünyası gencine ve mazlum milletlerin çocuklarına burs verme gücüne kavuştuğumu ve onların maksatlarına ulaştığını görmek isterim.

Yemyeşil, tertemiz bir tabiat ile huzur içinde "Sevda Ülkesi"nde buluşanları görmek isterim.

Allah hak edene nasip eder... Vesselam... Bu kadar yeter... Allah neler nasip ederse...

28.08.2024

Bişkek

Kalemden Deftere…

Kalem iradeyi temsil eder… Bilginin, becerinin, ilmin ve irfanın insan aklı ve zihniyle muvazene içinde deftere, taşa, mermere, ağacın yüzeyine resmedilmesi, kâğıda aktarılması yoluyla çok şeyler yerini bulur. Belli bir süreç içinde insana akla hayale gelmez sorular sordurmaya başlar ve nihayetinde fikrî buluşların gerçekleşmesi sorulara cevap aranmasıyla devam eder, neticesi alınan kadar insan aklı yoldadır… Belki de iyi yoldadır… Felsefe; “yolda olmaktır” denir ya hani…

Güneşin etrafında dönen ve içinde ya da üzerinde yaşadığımız gezegenin adıdır dünya. Güneşin etrafında dönmekten sıkılmamış bir de kendi etrafında ne zamandan beri döner durur acaba? Ah bir de bilinse var ya… Ne değişir ki? Dünya kendi etrafında dönerken üstünde neleri ya da kimleri taşıdığından haberdar mıdır? Bundan dolayı şikayetçi midir bilemem. İnsan denen varlığın dünyaya hâkimiyeti sınırlı… Tabiattaki bütün canlı ve cansızların birer rolü varken kimi zaman “Ey Allah’ım hikmetinden sual olunmaz ama şunları şunları niçin yarattın ki?” diyesi gelir insanın. Yaratılanların bir kısmından şikayetçi olan insandan başkası değil…

Bütün âlemin ilk maddesi anlamında kullandığımız heyûlâ bir felsefe ve kelâm terimi olarak zihinlerde hâlâ kavranmış değil. Kimimiz yaratılış sebebini bilmek arzusuyla göz nuru, akıl ve alın teri dökerken, bitmez tükenmez enerji ile çalışır çabalarız. Sebeplerin bilinmesi için insanın kafasına kocaman ağaçtan küçücük bir ceviz düştüğünde “İyi ki şu bahçede yerde yatan ve incecik köklere bağlı kabak düşmedi başa! Şükürler olsun yâ Rabbi” demekle mi sonuçlanacak? Elbette ki hayır! Zaman zaman nice heyulalar ile uykulardan uyanır ve bu korkunç hayallerin vuku bulması hâlinde insan aklının kabul edemeyeceği umulmadık şeylere duçar olur insan.

Âlemin ilk maddesi “heyûlâ” “Modern Batı dillerinde hyle, hylé şeklinde yazılan Grekçe üle kelimesinden Arapça’ya giren heyûlâ, Aristo felsefesinin İslâm dünyasına geçmesinden sonra bu felsefedeki terim anlamıyla İslâm düşüncesi alanında da kullanılmaya başlanmıştır. TDK Güncel Türkçe Sözlük’te heyula; “korkunç hayal” anlamındadır. Aristocu ve Yeni Eflâtuncu anlamıyla heyûlâ, İslâm felsefe geleneğinde önemli bir yer tutmuştur. Kindî’nin tarifine göre heyûlâ “sûretleri taşıyan, edilgin, cevherî güç”tür. Bir varlığı cismanî ve duyulur kılan onun heyûlâsıdır. Metafizik âlem ise duyularla algılanmayan, dolayısıyla heyûlâsı olmayan varlıklar alanıdır. Bu varlıklar metafizik ilminin konusudur ve akılla bilinir. Fârâbî de terimin Aristocu muhtevasını tekrar eder. Ona göre heyûlâ sûretleri kabul etme istidadıdır, bilfiil var olmak için sûrete muhtaçtır. Tabii sûretler de heyûlâdan bağımsız var olamaz. Ancak biri diğerinin varlık sebebi değildir; heyûlâ ve sûret bir arada bulunan ayrı ayrı sebeplerdir. Heyûlâ sûreti kabul edip cismanî cevher haline gelince sıcaklık, soğukluk, kuruluk ve yaşlık gibi tabii keyfiyetleri kabul eder ve dört basit unsuru kendisinde gerçekleştirir.

“Heyula”yı korkunç hayallerin ifadesini bulduğu kavram olarak bildik; üstelik ezbere ve dar anlamda kullandık…

Âlemin ilk maddesi su mu, yoksa toprak mı? Yaratılış için gereken su ve toprak insandan önce var… ezelden ebede daha nelerin yaratılmak üzere sıralandığını, bunları belli bir muvazene içinde kurup yöneteni tanırsa insan sebeplerden sonuçlara, ihtiyaçlardan nimetlere doğru bir yol bulur.

İslam dini Kuran mucizesiyle açıklar suyu, toprağı, insanı… Neticede bu muvazeneyi âhenkli hâle getiren güçlü iradeyi söyler durur; hatta yeri geldikçe hatırlatır insana… Aklın, ilmin ve irfanın da dayanağı izah edilir kolaylık olsun diye… Biz insanoğlu her şeye rağmen sorguladıktan sonra daha sağlam temellere dayalı bir inanışa, imana ve itikada sahip olacağımıza inanırız. Bir heyuladır dünya diyerek her gün bambaşka bir korkulu dolu hayaller yaşamayız o zaman. Amel defteri ile bakkal defterini, katip meleklerin sağımızdan ve solumuzdan yazdıkları ile bu dünyadaki bütün karalama defterlerini birbirinden ayırt edecek bir irade gerek insana… Satılmış iradelerin kalemleri defterlerine, daktilo tuşları ile bilgisayar klavyeleri gazete köşelerine ancak bir “heyula” oluştururlar…

Muhittin GümüşTanrı Dağları’ndan
İlgili Yazılar
Yayınlar

Kitaplar ve Sözlükler

Türk lehçelerinin söz varlığına dair karşılaştırmalı eserler.

1995

Türkçe Açıklamalı Azerbaycan Atasözleri

Prof. Dr. Mehman Musaoğlu ile birlikte

1995

Türkçe Açıklamalı Türkmen Atasözleri ve Bilmeceleri

Prof. Dr. Sapar Kürenov ile birlikte

1995

Türkçe Açıklamalı Özbek Atasözleri

Doç. Dr. İbrahim Yoldaşev ile birlikte

2008

Kırgızca-Türkçe-Rusça Konulu Sözlük

B. Sagınbayeva, İ. Şahin, E. Tölökova ile birlikte

Bütün Eserler
Arşiv

Foto Galeri

Kırgızistan’dan kareler — Burana’dan Song-Köl’e, boz üyden Tanrı Dağları’na.

Burana Kulesi · Balasagun
Song-Köl · Yaylada atlar
Boz üy · Yayla
Alay Dağları
Bozkır
Dağ geçidi
Karlı zirveler
Toktogul
Yeşil yamaçlar
Burana · Balasagun
Ala Arça
Tanrı Dağları

“İlim ve sanat, iltifat görmediği memleketten göç eder.”

İbn Sînâ · 980–1037

Arşivden

Videolar ve Söyleşiler

Televizyon programları, söyleşiler ve proje kayıtları.

Türkçeye gönül verenlerle…

Öğretim, yayın ve proje iş birlikleri için iletişime geçebilirsiniz.

İletişime Geç