Kendi hatalarıyla yüzleşemeyen insanlar başkalarının hatalarıyla huzur bulmaya çalışırlar... Neden?
Nedeni "Hatâsız kul olmaz"a inanırken kendilerini unuttuklarından olsa gerek, diyebiliriz. Kul, hatâdan münezzeh değildir. Çünkü hiç kimse kendini tenzih etme irâdesine ve dirâyetine sahip değildir.
Bir şeye sebep ararken bizatihi sebep oluşturduğunun farkında olmamak eksikliktir ya da müzmin bir hastalıktır. Bir şeye bahane aramak ya da bahane bulmak için edilen gayret kimsenin başını göğe yükseltmez. Çözüm için, çözmek için çalışmak varken hatada ısrar ve inat etmek niye?
Başka bir hastalık ise hatâyı söylememek ya da söyleyememektir.'Adaaam sen de... Bana ne?!" demek daha kolay galiba.
İşi ehline tevdi etmek erdemdir. Bu erdemi Yüce Allah pek az insana nasip etmiştir. Erdemliler onun için az ve kıymetlidir. Profesyonel hayat insanlarda bazı değerleri yok edermiş... Çok örneği var... Millî takımı çalıştırması için hiçbir Almanın aklına bir Türk teknik direktör gelmez... Kimsenin adını bile bilemezler; çünkü ihtiyaç bile duymazlar. Almanca bilen Hikmet Karaman ile Yılmaz Vural'ın da esâmesi okunmaz... Nuri Şahin'i de istemezler; bundan bizde çok var diye... Ben Nuri Şahin'i beğenirim; futbol zekası çok iyi. Federasyon yetkilileri de millî olmalı ki millî bir ruha sahip millî takım hocası seçsin... Pek az da olsa başarı sağlanan turnuvalarda Türk teknik direktörleri gördük... Hâlâ neden bu yabancıda ısrar edilir ki!?