Muhittin Gümüş Türkolog · Eğitimci
Türkolog · Eğitimci · Yazar

Muhittin Gümüş

Öğretim Görevlisi · Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi

Ankara’dan Taşkent’e, Taşkent’ten Bişkek’e uzanan otuz yılı aşkın bir yolculuk: Türkçenin yabancılara öğretimi, Türk lehçeleri, çeviribilim ve Türk dünyası gençlerinin geleceğe hazırlanması.

Bişkek · Manas Üniversitesi

Türk Dünyası

  • Türkiye
  • Azerbaycan
  • Kazakistan
  • Kırgızistan
  • Özbekistan
  • Türkmenistan
  • KKTC
  • Macaristan
35+Yıllık Hizmet
3Başkent: Ankara, Taşkent, Bişkek
7Kitap ve Sözlük
26Yönetilen Tez
Ana Sayfa › Yazılar

Sultan Ana (1906-2004)

Eylül 18, 2023 Tanrı Dağlarından

Resmi kayıtlara göre 1906 doğumlu olsa da anlattığı olaylardan dolayı yaşının daha büyük olduğunu tahmin ediyoruz Sultan Ana'mızın. Babamızın annesine yöremize mahsus olarak "ebe", "koca ana" ya da edebî dildeki biçimiyle nine, babaanne, büyük anne demedik... "Sultan Ana" dedik biz torunları olarak... Akraba, tanıdık yahut uzak yakın, konu komşu, onu bilen herkes "Sultan Ana" diye hitap ederdi. Görümce ve kayınları "Gelin Abu(Abla)", kendinden büyükler ise "Sultan Gelin" derlerdi. Küçüktüm ama meraklı bir çocuktum. Öğrenmek, bilmek arzusuyla dolup taştığım erken ergenlik çağında bahçede çalışıp ardından da karnımızı doyurduktan sonra kalabalık büyük ailede ilk defa sofrada baş başa kalmıştık Sultan Ana'mla. Hep gurbette çalışan babamdan dolayı ona da babasını sormuştum. Babası Çakır Tevfik, annesi Fatma, dedesi Süleyman, babaannesi Menşure, diğer dedesi İbrahim, anneannesi Hatice... Kimdi onlar? Sadece babasını anlatabildi... Sarıkamış şehidi babasıyla vedalaşmasını derin bir iç çekerek anlatırken çakır çakmak gözlerinden önce boncuk boncuk damlayan ve ardından da çağlayan gibi akan yaşları hiçbir kalem sahibinin lâyıkıyla ifade edemeyeceğini, yazamayacağını 45 yıl sonra daha fazla anladım. Derin duyguların, iz bırakan hatıraların söz ya da yazıyla ifadesinden önce yaşanmasına tanık olduğunuzda o duyguyu yaşayan muhatabınıza bakışınız, onunla ilgili görüşünüz bambaşka olur.

Dört kız kardeş ve anne Fatma Hanım... Baba Çakır Tevfik cepheden cepheye gidiyor... Yemen, Filistin ve sonunda Sarıkamış cephesine gidiş... Son kez veda ederken 11 yaşındaki abla Hatice, 9 yaşındaki Sultan, 6 yaşındaki Ümmühan, 4 yaşındaki Ayşe'nin yetim kalacağını kim bilirdi ki o gün... Yaşadıkları ahşap evin altı da üstü de sağı da solu da önü de arkası da sadece tahtadır... Babaları amcasıyla bacanaktır, dolayısıyla amca ve teyze çocukları(Fatma, Mahiye, Ahmet, Abdullah) da aynı evde büyürler... Erkek çocuklar çok küçüktür o sebeple onların hepsini koruyan bibisi/emesi Pembe Hanımdır... Delikanlı kadındır Pembe... Belinde tabancası, altında yağız at... Kim korkmazmış ki ondan... Ermeni ve Rum çetelerini nasıl mahvettiğini efsanevi biçimde anlatıyor büyüklerimiz. Küçükken birlikte ziyaret ettiğimizde zaten 70 yaşını geçmiş Sultan Ana'mdan daha yaşlı birini görünce şaşırmıştım... Pembe Kadın 100 yaşın üzerindeyken vefat etmiş, hayatı roman olacak kadındır.

Sultan Ana'm ve kardeşleri Kur'an talimini dönemin önemli âlimi ve muhterem zâtı Hâşim Hoca'dan alırlar... Sonra kendileri de pek çok kız çocuğunun okumasına ve hayata hazırlanmasına katkı sağlarlar.

Dört kızdan üçü sırayla gelin olurlar... En son Ayşe gelin olur bir başka şehit evladı Halil usta ile evlenir ama bir yıl sonra doğum yapar ve hemen ardından vefat eder... Üç gün sonra da bebeğini kucağına mezarda koyarlar. Zamanla anne Fatma da hayata veda eder. Yıllar geçse de bir gün babamız savaştan döner ümidiyle gözleri hep yollarda, kulakları hep çalınan kapılarda olmuş... Hasret ya da özlem... Ne derseniz deyin... Babaya hasret geçen 90 yıl... Babasının şehadetinden 90 yıl sonra Sultan Ana'm hayata veda ederken kimseye muhtaç olmadı... 100 yaşından büyüktü hayata gözlerini yumduğunda..."Dedemle evlenmeden önce birbirinize âşık mıydınız Sultan Ana?" dediğimde ... Kocaman kadın sanki benden utanırcasına:

- Biz âşık olmak nedir bilmezdik ki? Biz birbirimizi hazzederdik... Hazzetmek sözünü kullanırdık... Deden bana ilk defa bahçede yanımdan geçerken "Sultanım seni pek hazediyom" dediğinde yüzüm kızarmış, ellerim titremişti de kimse duymamıştır inşallah demiştim.

Ekmeğimizi paylaşıp karnımız doymasa da mutlu olurduk biz. Dağdan, ormandan bir av geldiyse gözümüz et görürdü. Aşk denen şeyi uzun seneler sonra, hatta şimdilerde öğrendik yavrum. Hazzetmek sözünü daha çok severim ben... Sen böyle şeyleri dedene sor evladım. O pek iyi anlatır, söz ustasıdır. Kimse çıkışamaz onunla... Temiz giyinir, titizdir ve çok çalışkandır... O titiz adam herkesi illa ki bir sebeple azarlamıştır, kırmıştır ama beni bir kere olsun üzmedi... Artık ben de ona hazzettiğimi söyleyebilirim...

Babamız olsaydı daha güçlü hissederdim kendimi... Eşkıya kapımızı çalar mı diye korktuğumuz gecelerde babam rüyama girerdi... Ağlattın beni oğlum! Böyle şeyler sorma bana artık!

Düğünlerde, cenazelerde, mevlitlerde, doğumlarda, beşik toylarında hep baş roldeydi Sultan Ana'm. Allah bütün geçmişlerimize rahmet eylesin...

31 torun 70 civarında torun çocukları ve çok sayıda torununun torunları Sultan Ana'yı pek hazzederlerdi... Çok özledik biz onu hem de çok... Duaları bizim için ilâç tesirindeydi... Belki ilâçtan da öte... Küçük şeylerden büyük mutluluk elde etmesini bilirdi. Doyumsuzluğa ve israfa tahammül edemezdi. Dedemin şakaları karşısında herkes gülerken bile o çok ciddiydi...

Allah rahmet eylesin...

Muhittin GümüşTanrı Dağları’ndan
İlgili Yazılar
Yayınlar

Kitaplar ve Sözlükler

Türk lehçelerinin söz varlığına dair karşılaştırmalı eserler.

1995

Türkçe Açıklamalı Azerbaycan Atasözleri

Prof. Dr. Mehman Musaoğlu ile birlikte

1995

Türkçe Açıklamalı Türkmen Atasözleri ve Bilmeceleri

Prof. Dr. Sapar Kürenov ile birlikte

1995

Türkçe Açıklamalı Özbek Atasözleri

Doç. Dr. İbrahim Yoldaşev ile birlikte

2008

Kırgızca-Türkçe-Rusça Konulu Sözlük

B. Sagınbayeva, İ. Şahin, E. Tölökova ile birlikte

Bütün Eserler
Arşiv

Foto Galeri

Kırgızistan’dan kareler — Burana’dan Song-Köl’e, boz üyden Tanrı Dağları’na.

Burana Kulesi · Balasagun
Song-Köl · Yaylada atlar
Boz üy · Yayla
Alay Dağları
Bozkır
Dağ geçidi
Karlı zirveler
Toktogul
Yeşil yamaçlar
Burana · Balasagun
Ala Arça
Tanrı Dağları

“İlim ve sanat, iltifat görmediği memleketten göç eder.”

İbn Sînâ · 980–1037

Arşivden

Videolar ve Söyleşiler

Televizyon programları, söyleşiler ve proje kayıtları.

Türkçeye gönül verenlerle…

Öğretim, yayın ve proje iş birlikleri için iletişime geçebilirsiniz.

İletişime Geç