Muhittin Gümüş Türkolog · Eğitimci
Türkolog · Eğitimci · Yazar

Muhittin Gümüş

Öğretim Görevlisi · Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi

Ankara’dan Taşkent’e, Taşkent’ten Bişkek’e uzanan otuz yılı aşkın bir yolculuk: Türkçenin yabancılara öğretimi, Türk lehçeleri, çeviribilim ve Türk dünyası gençlerinin geleceğe hazırlanması.

Bişkek · Manas Üniversitesi

Türk Dünyası

  • Türkiye
  • Azerbaycan
  • Kazakistan
  • Kırgızistan
  • Özbekistan
  • Türkmenistan
  • KKTC
  • Macaristan
35+Yıllık Hizmet
3Başkent: Ankara, Taşkent, Bişkek
7Kitap ve Sözlük
26Yönetilen Tez
Ana Sayfa › Yazılar

Bir Öğretmen Diyor ki...

Haziran 07, 2023 Tanrı Dağlarından

"Sayın veli! Bu çocuk sizin mi, benim mi?" İnsan hayatında anne babanın yanı sıra öğretmenlerin çok büyük etkisi vardır. Kimi insanların hayatına dokunan daha özel insanlar da olabilir. "Biz eskiden..." diye başlayan ve devamında da bir sürü ahkâmın kesildiği cümleleri pek sevmem... Çünkü o cümleler asırlardır söylenir durur... Söyleyenlerle muhataplarında değişen hiç bir şeyin olmadığı görülse de faydası yoktur. Her nesil, kendinden sonrakileri yahut öncekileri suçlamak ya da mukayese etmek için böbürlene böbürlene eleştirir durur. Bu tür klâsik yaklaşımları değiştirebileceğimizi hiç sanmıyorum. Benim hayatıma ilk dokunanlar -anne babamdan sonra- ilkokul öğretmenlerim oldu. Zihnimde iz bırakanların başında onlar geliyor. Daha sonra ortaokul ve lisedeki hocalarımın çoğunun emeğini ve hakkını ödeyemem. Allah onlardan razı olsun. Özellikle de edebiyat hocamın gönlümüze bir kaç kez dokunuşu, hayatımızı yönlendirmedeki etkisini, katkısını ve kıymetini hiç unutmadım.

Çocukların eğitimiyle ilgili olarak yıllardır öğretmen, okul ve çevrenin etkisi üzerine nice makaleler yazılır, çözüm önerileri sunulur ama yine şikâyetler devam eder gider. Anne babanın çocuğunun dünyaya gelişiyle birlikte başlayan heyecanlı ve çetrefilli hayatın başlangıcından okul yaşına kadarki emeği, zahmeti hiç de göz ardı edilecek gibi değildir. Ancaaaaak... İşte burada asıl diyeceklerimiz bundan sonra başlıyor.

Çocuğunun okula başladığı andan itibaren eğitim vazifesinden kendini derhal otomatik olarak emekli olmuş sayan aileler olduğu gibi öğretmen/okul eğitimine katkı sağlayan aileler de çok.

Çocuklarını "Saldım çayıra Mevla'm kayıra..." usulü yetiştirenler ve davranışlarıyla kaygısızlığın prototipini yansıtanlar "Öğretmen değil misin? Sen öğreteceksin her şeyi. Maaşı da sen alıyorsun Hocaaa!" dediğini kasıla kasıla anlatan velilerin bir de öğretmen ya da okul eğitimini beğenmeme gibi lüksleri var(!) ya işte buna tahammülüm yok.

Öğretmen soruyor:

Çocuğunuz çok kirli ve pasaklı, neden banyo yaptırmıyorsunuz, tırnaklarını kesmiyorsunuz?

Beslenme çantasına abur cubur şeyler koyuyorsunuz. Mesela, her gün ekmeğine krema veya çikolata sürüp gönderiyorsunuz, siz de mi hep aynısını yiyorsunuz? Peynir, zeytin, salatalık, domates veya daha başka yiyecekler de zaten hazır değil mi? Başka bir şeyler hazırlamak çok mu zor geliyor size?

Çocuğunuzun problemlerini çözmek için veli toplantılarına gelmiyorsunuz. Hastayken okula gönderiyorsunuz çocuğunuzu... ama neden!? Evde bakmak zor mu geliyor? Sahi çocuğunuz küfretmeyi kimden öğrendi, onun arkadaşlarının kim olduğunu ve nasıl birileri olduklarını merak ettiniz mi?

Siz evinizde şöyle koltuğunuza kurulup keyfinizce saatlerce süren dizileri seyrederken çocuğunuzun neler yaptığını ya da yapmadığını hiç izlediniz mi? Şiddet içeren bilgisayar oyunları oynamasına bir kereden bir şey olmaz diyen eşinize itiraz ettiniz mi?

Çocuğunuzla evde hiç oynadınız mı? Grupla oynamanın belli başlı kuralları olduğunu ve bütün oyunlarda kazanmak da var kaybetmek de var diye öğretmeyi hiç düşündünüz mü? Yoksa siz karı koca kural tanımaz biçimde hayat boyu hep kazanan mı oldunuz?

Gözlerinin bozuk, burnunun bir deliğinin tıkalı, sol kulağının az işittiğini neden fark etmediniz?

Tuvalet ve temizlik alışkanlığı kazanması için kaç yaşına gelmesini bekliyorsunuz?

Yalan söylemeyi kimden öğrendi? En küçük uyarıda neden hemen ağlıyor? Başını okşamak isterken neden kaçıyor benden? Ödevleri yapıp yapmadığını bir kez olsun kontrol ettiniz mi? Ağız ve diş bakımı zaten yok. Dişleri de çürümeye başlamış, önlem almayı ne zaman düşünüyorsunuz? Kırtasiye ihtiyacını ilettiğinde ne cevap verdiniz çocuğunuza?

"Daha dün almıştık o defteri sana!" dediğinizden beri birkaç hafta geçti ama hâlâ yenisini almadınız. Çocuğunuz da arkadaşlarının huzurunda hep mahcup oldu. Mahcup olmasına sebep olmaya hakkınız yok.

Sayın veli,

Sormak istediklerim bu kadarla sınırlı değil ama son sorum şu olsun:

-Bu çocuk sizin mi, benim mi?

-Karar verin de ben de bileyim. Lütfen!

-Her öğrencime hata ettiğinde özür dilemeyi, iyilik gördüğünde teşekkür etmeyi öğretmeye çalışıyorum. Hepsi, başarılı olduklarında takdir edilmeyi bekliyor sizden/bizden, hepimizden. Siz veli olarak ilgilenmezseniz bilmediğiniz birilerinden ilgi bekleyen, ilgi gören çocuklar toplum için potansiyel tehlike oluşturan canlı bomba olurlar... Siz sorumluluklarınızı yerine getirdikten sonra biz sizin isteklerinizi ve beklentilerinizi karşılamaya, geleceğin teminatı olan çocuklarımızın bilim, teknoloji, eğitim, sanat, edebiyat, medeniyet sahalarında milletimizin gurur duyacağı birer birey olmasını sağlarken kendinden emin olunan, imanlı, ahlaklı, adaletli, merhametli, erdemli, vefalı, sevdalı, çalışkan ve üretken insan olmaları için bütün gücümüzü sarf etmeye hazırız. Ben mezun olduğum yıldan beri (1988) üniversite hocasıyım. Okullarda öğretmenlik yapmadım ama öğretmen arkadaşlarla daima ilişkilerimiz kesilmeden devam etti. Üç evladımın da velisi olarak tecrübe edinerek empati kurduk. En büyük ilgi, sevgidir. Siz çocuğunuzu sevmiyor musunuz? Lütfen biraz ilgi gösterin çocuklarınıza.

"Mavi Vatan", "Gök Vatan", "Cennet Vatan", Bir de "Yavru Vatan", Vatanım da vatanım... Türk Devletleri Teşkilatı'nın üyesi olan bağımsız ülkelerimizin dışındaki bütün Türk yurtlarında kardeşlerimizin öz vatanlarında hür ve egemen olduklarını, bayraklarını gururla göndere çekecekleri günleri göreceğiz. Her şeyin aziz Türk milletinin millet ve vatan sevgisi ile mümkün olduğunu unutmayalım. Çalışmaktan, üretmekten ve düşünüp icat etmekten bulup buluşturmaktan başka çare yok...ancak çalışarak birlikte güçlü oluruz. Türk ve İslâm coğrafyasının tam bağımsızlığı ile soydaş ve dindaşlarımızın kendi vatanlarındaki yeraltı zenginliklerinden hakça/ adaletli biçimde yararlanma imkânı olacaktır. Bunu temin edecek güç bizde vardır... "Güç birliktedir"

"Hubbu'l-vatan, min'el-iman"

"Vatan sevgisi imandandır..."

Muhittin GümüşTanrı Dağları’ndan
İlgili Yazılar
Yayınlar

Kitaplar ve Sözlükler

Türk lehçelerinin söz varlığına dair karşılaştırmalı eserler.

1995

Türkçe Açıklamalı Azerbaycan Atasözleri

Prof. Dr. Mehman Musaoğlu ile birlikte

1995

Türkçe Açıklamalı Türkmen Atasözleri ve Bilmeceleri

Prof. Dr. Sapar Kürenov ile birlikte

1995

Türkçe Açıklamalı Özbek Atasözleri

Doç. Dr. İbrahim Yoldaşev ile birlikte

2008

Kırgızca-Türkçe-Rusça Konulu Sözlük

B. Sagınbayeva, İ. Şahin, E. Tölökova ile birlikte

Bütün Eserler
Arşiv

Foto Galeri

Kırgızistan’dan kareler — Burana’dan Song-Köl’e, boz üyden Tanrı Dağları’na.

Burana Kulesi · Balasagun
Song-Köl · Yaylada atlar
Boz üy · Yayla
Alay Dağları
Bozkır
Dağ geçidi
Karlı zirveler
Toktogul
Yeşil yamaçlar
Burana · Balasagun
Ala Arça
Tanrı Dağları

“İlim ve sanat, iltifat görmediği memleketten göç eder.”

İbn Sînâ · 980–1037

Arşivden

Videolar ve Söyleşiler

Televizyon programları, söyleşiler ve proje kayıtları.

Türkçeye gönül verenlerle…

Öğretim, yayın ve proje iş birlikleri için iletişime geçebilirsiniz.

İletişime Geç