Orta Asya yerine Türkistan, Haçlı Seferleri yerine Haçlı Saldırıları, Ege Denizi yerine Adalar Denizi... Çok geç ele alınmış bir mesele...
Hazar Denizinden öteye Moğolistan içlerine kadarki coğrafya Türkistan'dır... Türk'ün ülkesi, Türk'ün yurdu demektir Türkistan. 1917-1920 yılladında Rus işgal komutanı A.N. Kuropatkin Türkistan Genel Valisi namını(!) taşırdı. Birdenbire buralara Orta Asya denmesi tesadüf değildir.
Ardından Hazreti Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi'nin yurdu Yesi'ye "Türkistan" adı verilerek büyük Türkistan kavramı küçültülmüştür. Bunu lütuf olarak kabul eden bedhahlar olmuştur elbet... Büyük Türkistan Asya'nın en büyük yurdudur. Türk'ün yaşadığı yurtlar Türkistan'dır. İçindeki Türk'ü yok etmek için Orta Asya denmesi oryantalistlerin taktiğidir...
"Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan'ız, biz ki Türk oğlu Türk'üz; biz ki milletlerin en kadimi ve en ulu'su Türk'ün başbuğuyuz" dendi asırlarca...
Haçlı Seferleri yerine Haçlı Saldırıları denmesi daha doğrudur. Sefere çıkmak her milletin zafer etmek için yola revan olmasıdır. Haçlı bizim milletimize karşı saldırı hareketidir. Neden yumuşatıcı kullanmak zorunda kalınmış acaba? Batılı dostlarımız (!) incinir diye mi?
Ege Denizi bizim verdiğimiz ad olmayıp "Adalar Denizi" denmesi stratejik meseledir.
Bunlar artık ders kitaplarında, haritalarda ve bütün medyada, edebî eserlerde doğru biçimde ifade edilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti devleti Millî Eğitim Bakanlığının bu kararı çok yerindedir.
Bence bir kavram daha düzeltilmelidir. O da Türk medeniyetinin sahip olduğu yön ile ilgilidir. Batı (Garp) medeniyeti ya da Doğu (Şark) medeniyeti klişeleri içinde değiliz biz. Türk milletinin kendine mahsus medeniyeti olup Doğu ya da Batı medeniyetine dahil gösterilmek zorunda değiliz. Biz medeniyet kuran bir milletiz. Türk medeniyetinin sahipleriyiz" diyerek ders kitapları içinde metinler yoluyla yeni nesillere bu ruhu ve özgüveni kazandırmalıyız.