Yüce Allah beni ve küçük kızım Aslı Yıldızay’ı bugün 21 Eylül'de dünyaya getirdi… Şükürler olsun… Ben şehzadeler şehri Amasya’nın cennet köşesi olan Yuva’da baba ocağında dünyaya gelmişim. Kızım ise Tanrı Dağları’nın eteğinde ay ile yıldızın aşkla buluştuğu güzel bir gecede dünyaya geldi…
Bu sabah çok erken kalktım ve içimden geçenleri yazmak isterken yine gönlümden kulağıma, kulağımdan gönlüme gidip gelen nağmeler içinde yüzmeye başladım. Güneş doğarken birkaç makamdan nağmeler dinledim… Gönlüme göre bir şeyler bulmalıyım dedim… Kızımın doğum günü hediyesini dün akşam iletmiş olmanın huzuru vardı bende… Sabahın erken saatinde kendi gönlüm için bir şeyler bulmakta zorlanmadım… “Dil-gûşa makamında eserleri dinlemeye başladım… İyi de ettim…
Dünyada hiçbir dilde “gönül” kadar zengin anlatım gücü olan kelime yoktur. Gönül anlamındaki “dil” Farsçadan Türkçemize girmiş ve güzel kelimeler içinde yeni anlamlar kazanmıştır. “Dil” ile kurulan ve Türkçemizde kullanılan dilhun, deryadil, ehlidil, safdil, suzidil kelimeleri vardır. Yalnızca Türk musikisinde makam adı olarak bilinen ancak çok yaygın olmayan “dilgûşa” terimini duyunca birden gönül ile kulak arasında ilişki kurdurdu bana. Makamın ruhuyla isminin bu kadar uyumlu olması bana hoş geldi. Farsçada “gûş” kulak anlamındadır. Gûş-ı benefşeden sakın ey andelîb-i mest / Güle hüsn-i râzın açma ki yerin kulağı var (Ahmed Paşa). Gûş etmek (eylemek): İşitmek, dinlemek, kulak vermek: Ey gönül gûş eyle gel âşıkların güftârını / Nicedir gör dost ile yanıkların bâzârını (Niyâzî-i Mısrî). Klasik Türk edebiyatımızda çokça bilinen sözlerdendir “gûş”. Gelelim şu makam adı olan “dil-gûşa’ya… Bazıları “dilkuşa” diye yazmakta ise de doğrusu dil-gûşa’dır.
DÎL-GÛŞA: İç açan, gönül açan, kalbe ferahlık veren. Türk mûsikîsinde mürekkep bir makam. Türk musikisinin iç ferahlatan, gönül açıcı ve zarif makamlarından biridir. Adı bile “gönül açan” anlamına gelir. Dinleyene huzur, neşe ve dinginlik verir.
Bu makamla icra edilen eserlerin adları da insana ferahlık veriyor. Seçilen kelimelerin her biri özel bir hikmete ve zarafete sahip… Baksanıza şunlara:
“Ferahlık ezgisi, gönlün ince yolculuğu, aydınlık, içten sesler, zarafetin yankıları, kalbin sessiz neşesi, gönül pınarından ezgiler, huzurun ışıltısı, zarif bir tebessüm, ruhun uyanışı, ferahlatan melodiler, zarif akşamın sükûnu, gönül şarkısı, sonsuz ferahlık, kalbin aydınlığı, içten sevinç, zarafetin ışığı, huzura yolculuk, ferahlatan hatıralar, gönül dostluğu, neşeli zarafet, ruhun aydınlık ezgisi, kalbin ferah nefesi, gönül açan ışıklar, zarif yolculuk, sonsuz gönül ezgisi, ferah akşam nağmeleri, zarif kalp ezgisi, ruhun aydınlık dansı, gönül ferahlığı…”
Bu eser içinde kitap okurken, çalışırken, tefekkür ederken veya sadece ruhunuza bir nefes aralığı vermek istediğinizde eşlik ediyor.
Musikiden azıcık anlamaya ve hazzetmeye başlayalı daha iyiyim… Bir de dostlarımızın, öğrencilerimin güzel sözlerinden dolayı ömrüm uzar sanıyorum… Herkese hayırlı ömürler… Türk’ün ruhunu canlandırdığı Tanrı Dağları’ndan selam olsun …
Muhittin Gümüş