Dilde, fikirde ve işte dürüst ve tutarlı olmak şarttır! Komşumuz olan ülkelerdeki savaşlar yalnızca o ülkelerin halkını değil, Türkiye Cumhuriyetini ve Türk milletini de menfi yönde çok etkilemektedir. Kaçıp gelenler, can korkusuyla ülkemize sığınanlar, geçmişte hamaset dolu geleceği okuyamayan dış politika yetkililerinin basiretsizliği sonucu başımıza çok değişik siyasal, ekonomik, toplumsal, kültürel ve eğitsel sorunları da beraberinde getirmiştir. Sebeplerini sayfalar dolusu yazabiliriz. Özellikle Arap komşularımızın kendi soydaş ülkelerini değil bizi tercih etmelerinin sebebi ve izahı da mümkündür. Irak ve Suriye uzun yıllar boyunca Baas rejiminde Türk düşmanlığı üzerine kurulu bir politikayla, özellikle Türk Devletiyle ilgili olarak hiç de komşuluk hukukuna, din kardeşliğine uygun davranmadılar. Kendilerini işgal eden, Türk milletine düşmanlıkta ilk sırada yer alan özellikle Fransız ve İngiliz tezleriyle hareket eden Baasçı diktatörlerin sosyalist rejimlerinde yetişenler tek sığınılacak yer olarak aziz Türk milletinin kurduğu Türkiye Cumhuriyetini gördüler. İki ülkede de bulunan 5-6 milyon Türkmen kardeşimize ettikleri zulmü de asla unutmayız. Baştan söyleyeyim; savaşın suçlusu sıradan halk, kadınlar ve çocuklar değildir. Sığınmacıların pek çoğu da çaresizlikten gelmiştir. Bütün servetini, evini barkını, malını mülkünü kaybetmiş masum insanlara dil uzatmıyorum. 13 yıl içinde göçmen ülkesi olmak da hiç kabul edilecek bir iş değil. Ülkemizin kültürel kodlarını ve milli karakterini bozmaya, gelişmişlik seviyesini düşürmeye sebep ve araç olan unsurları önleyici, bertaraf edici tedbirler almak şarttır. Herkesin Türkçe öğrenmesini sağlamak için şartlar sağlanmalıdır.
İnsanî değerlere aykırı olmaması kaydıyla yerlerine göndermenin yolları aranmalıdır. Sığınmacılara ucuz istihdam aracı olarak bakmak çok tehlikelidir. Koloni halinde yaşayanların açtığı dükkân, işletme vb ile kendi vatandaşlarımıza ait işletmelerde de Arapça yazı, tabela, reklam veya başka maksatlı yazılar çokça yer aldı zamanla.
31 Mart 2024 mahallî idareler seçimleri yapıldı ve bazı belediyeler de Arapça yazıları yasak etme yoluna gittiler. Kanunen yasak olmayan bir şey belediye tarafından yasak edilebilir mi, bilemem. Ancak aynı yerlerde Fransızca İngilizce ve Rusça yazılar da siliniyor mu? Cevap... Hayır...
Ülkemizin turistik bölgelerinde bulunan İngilizce, Rusça, Fransızca yazılar otellerin camlarından siliniyor mu? ... Hayır!!! Aslında turistik bölge değilse sadece Arapça siliniyor... Japon İmparatorunun diline, Kraliçe teyzelerinin yaşlı oğlu yeni kral III. Charles'ın diline yasak yok. Antep'i Urfa'yı, Maraş'ı işgal edenlerin dili için sorun yok. Amaç Türkçeyi korumak, Türkçecilik veya Türkçülük falan değil. Peki nedir? Türkiye'de şuuraltı yasakların temelinde bambaşka şeyler ve sebepler var.
*Türkiye'de kesinlikle din düşmanlığı yoktur; ancak İslâm düşmanlığı yapanlar vardır.
*Türkiye'de alfabe düşmanlığı yoktur; yalnızca Arap alfabesi için yapılır bu düşmanlık. Çünkü Kur'an dilinin alfabesidir de ondan.
*Aynı zihniyetin mümessilleri "Ezan Türkçe okunsun!" derler ama aslında şuuraltında ezan "Hiç okunmasın!" düşüncesi vardır. Ezan namaza davet ise namaz kılan hiç kimse ezanın dilinden rahatsız değildir. Sanki ezan Türkçe okununca derhal namaza koşacaklar mübarekler (!) de mescitler, camiler dolup taşacak... Amaçları Türkçecilik falan da değildir. İşgalci ve emperyalistlerin dili Fransızca, İngilizce olunca yasak akıllarına gelmez.
Türkçe kelimelerin yerine İngilizcesini kullanmak moda değil; züppeliktir... Türk demeyi, Türklüğü ve Türkçülüğü faşizm sayan bu emperyalist uşakları ile Türk denmesini dinen ırkçılık sayan ama kendi etnik kökenini ön plana çıkarıp dini referans kullananların birbirinden hiçbir farkları yoktur benim ülkemde.
Her ülkenin kurucu ve hâkim unsurunun dili ile milleti aynı adı taşır. Türk milletinin dili Türkçedir. Arap alfabesi de olsa Lâtin alfabesi de olsa hiç bir alfabe kutsal değildir... Bizim için Kur'an-ı Kerim kutsal kitaptır. Tartıştığımız mesele de burada Kur'an-ı Kerim değildir. Sapla saman karıştırılmasın...
Burası Türkiye ise Türkçe'nin hakimiyetini zayıflatacak davranış ve eylemleri mazur göremeyiz. Fransa'da kimse burada çok Türk var diye Türkçe tabela asmıyor, veya yazı yazmıyor. Arabistan'da da aynısı... Bizim karşı olduğumuz şey iki yüzlülüktür. Buna riyakârlık da diyoruz ki aslında münafıkça eylemde bulunanların sıfatıdır o. Dürüst ve tutarlı olmak şerefli birer sıfattır... Onun için dilde, fikirde ve işte dürüst ve tutarlı olmak şarttır! 22.04.2024