İnsan yetiştirmek bilgi, beceri ve sabır gerektiren bir iştir. Bazen bu üçü de yetmez. Ebeveyn terbiyesi, okul öncesi ve okul eğitimi döneminde öğretmenlerin rolü ile rol model kişilerin etkisi dışında çevre faktörü de önemlidir. Arkadaş çevresi, komşular, televizyon ve internet aracılığıyla oluşan sanal dünyanın etkisi çocukların zihinsel ve ruhsal gelişimlerini çok etkilemektedir. Günümüzde ebeveyn ve öğretmen etkisi neredeyse en aza inmiş durumdayken gelecekte hangi beklenen hedef davranış, beceri ve değerlere sahip olacak bu çocuklar? Millî Eğitim Temel Kanunu'nda yetiştirilmesi düşünülen insan tipi o kadar ideal ki, sonuç da böyle olsa keşke dedirtiyor insana. Ders kitapları ve eğitim araçlarının tamamı çağın ihtiyaçlarına ve millî kültür değerlerimize uygun olsa da yukarıda belirttiğimiz hedefe ulaşmaya tek başına yetmez. Kanunlar hep güzel yazılır, uygulayanlar bütün paydaşlarıyla birlikte aynı güzellikte icra edemezlerse suç kanunda olmaz elbette.
Sırf kendi siyasi geleneklerinden gelmediği için "Milli Eğitim Bakanı sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk hocayı olmadık işlerden dolayı eleştirenler olunca tabii ki biz de hakkaniyet ölçülerinde fikrimizi söyleyeceğiz. Özellikle Twitter hesabında kendini filozof sanan, aynı zamanda bolca milletvekili ve akademisyen şakşakçısı olan adamın birine "Üstadım, siz bir fakülteden, bir üniversiteden bile daha üstün bir hizmet sunan kapasiteye sahipsiniz..." mealinde mesajlar yazmışlar ve bu zat da "Bana falanca kişiler böyle diyorlar efendim..." diye farkında olmayacak kadar övünüyor, kibirleniyor ve bunu da kendisi paylaşıyor. İnsan haklı ya da haksız bir iltifata maruz kalırsa "Estağfurullah efendim!" der. Kibrin tavan yaptığı yerde "Şeyh uçmaz müridi uçurur." misali oluyor bu işler maalesef.
İslâmî ahlak ve değerlerin peşindeyim diyen bir adamın hadsizce böbürlenmesine çanak tutan kafalara da ayrıca yazıklar olsun! Bahsi geçen kişi sadece Milli Eğitim Bakanını hedef alıyor derinden derine. Güya hükümet yanlısıymış gibi davranıyor. Diğer hiçbir bakanı eleştirmiyor ama başarılarını da asla takdir etmiyor, övmüyor, hatta başarılı büyük projeler için sayın Cumhurbaşkanını bile... Kerameti kendinden menkul adam. Onlarca profesörden yüzlerce öğretim elemanından tek başına üstünmüş bu adam. Kendisi bir fakülteden, bir üniversiteden daha üstün bir ilme ve ilmî buluşlara sahip olduğundan(!) böbürlenip durur. Vay be!!! Madem öylesiniz de kimse neden keşfedemedi sizi? Keşfedilememiş bir değer misiniz yani? Üniversiteler bile keşfedemedi sizi ha... Belki başkaları çoktan keşfetmiştir. Kaleyi içten yıkıver diye...
Türk ve Müslüman evlâdı mütevazı olur. En iyi insan, haddini bilen insandır. Mütevazı olmak yani alçak gönüllü olmak bir insanı yüceltir. Kendisine bu kadar hadsiz benzetme yoluyla iltifat edenlerin nasıl yetiştiklerini sorgulamaya gerek yok. Siyasi çevre etkisi, siyasi menfaat beklentileri insanların nefsini azdırıyor, kimilerininkini de zaafiyete uğratıyor. Böyle adamlara okul ne yapsın, öğretmen ne yapsın, devlet ne yapsın? Bence iki türlü eğitim gerekli. Biri seven, okşayan ve yetenekleri önplana çıkarıp keşfetmeye yönlendiren hür düşünce ve sorumluluk sahibi, adalet duygusuyla yoğrulmuş, mütevazı, evrensel ve millî ve manevî değerlere saygılı, milleti ve ülkesi için olduğu kadar insanlığa yararlı olacak biçimde çalışan, sorgulayan, aklın ve ilmin ışığında manevî değerlerin farkında olan insan yetiştirmeye devam etmeliyiz. Diğer yol ise, bu değerlere önce sahip olarak yetişip eşek kadar adam(!) olduktan sonra bozuluyorsa yeniden eğitime almalı ve eşek sudan gelene kadar eğitmeli... Çünkü bizde yetişkinlerin eğitimi sorunu güncelliğini koruyor. 26.03.2024