Henüz 14 yaşındaydı ve yakışıklı bir liseliydi bizimki... Ergenlikle birlikte boyu nispeten uzamış, sesi de Davûdi tarzda kalınlaşmaya; etrafta da dikkat çekmeye başlamıştı. Eee... Artık ben de delikanlıyım havalarındaydı. Liseli olduğuna göre saçını üç numaraya kestirmeyecek, moda(!) olduğu üzere subay traşı olacaktı. Her teneffüste aynaya bakıp iç cebinden çıkardığı tarağıyla saçını düzeltiyor, arkası horoz resimli cep aynası da almıştı kendine. Sağa mı, sola mı taramalıydı saçını? Bir akşam yatılı okulun pansiyonunda laf arasında "Erkek adam saçını geriye tarar!" demişti edebiyat hocası. O da denedi ama geriye tarayınca kabarık görünüyordu. Her sabah okul bahçesinde günlük merasimin ardından sınıfa giriş esnasında saçı uzunlara makas atan genç okul yöneticilerine yakalanmak pek de hoş olmayacaktı. "Boş ver, bugün de sağa tarayayım" dedi pansiyondan çıkarken.
Sabah merasiminde Müdür Bey pek sinirli, pek ceberrut, pek asabi bir tavırla çıktı kürsüye. Her zamanki gibi gülmedi; tebessüme dahi tahammülü olmadığı anlardan biri yaşanıyordu. Etrafı şöyle bir süzdükten sonra konuşmaya başladı... "Saçı kulağına dokunan ya da elini perçemine daldırınca parmak üstünde saçı olan bütün öğrenciler kenara çıksın! Saçlarına biz makas vurmadan gidip traş olup gelsinler!..." Bizim delikanlıya "Sen de çık!" dediler...
Hüzünle isyan karışık bir tarzla yürüdü şehir merkezine doğru... Yürürken neler dediği ise hatırlanması gereken şeyler değildi. Akşama kadar müsaade etselerdi öğrenci yurdunda Adem ağabey kesebilirdi saçlarını. Iııhh... bekletmezlerdi...
Berber İbrahim Usta, şaşkın bir hâlde "Gel evlat!... Hayırdır!... Pek erken geldin, 15 gün sonra gelmeni bekliyordum... Yüzün de gülmüyor. İsteksiz geldiğine göre mecburen yahut cebren gönderildin berberhaneye değil mi?"
Kes ustam kes!... Hem de dipten kes!... Sözü değil saçı kes! Güzelim saçlar berber dükkânının çöplüğüne giderken gözleri dolmuştu. "Yahu biz büyümedik mi hâlâ? Öğretmenlerin saçları bizimkinden üç kat daha uzun ama onlara bir şey denmez, bize yasak derler ama her teneffüste iki adet fitilli s*garayı arka arkaya tüttürürler, "Kahvehaneye gitmeyin!" derler ama kendileri dersten sonra soluğu kahvehanede alırlar... Ah be İbrahim amca... Niye böyle?"
Evlat... Saç insanın kimliğidir, kişiliğinin önemli bir unsurudur. Eski yıllarda bitlenme ve hastalıklar sebebiyle sıfıra kestirmek âdet değil mecburiyet idi. İllâki subay traşı demeleri de şimdi askeri yönetim altındayız ya hani, herkes subaylara öykünüyor galiba. Kafanın içine değil dışına önem veriliyor. Bakımlı olmak iyidir. Nur yüzlü dedelerin tertemiz sakalı insana huzur veriyor.
Bugün kıl düşmanlığı var, yarın bakarsın iş jilet düşmanlığına dönüşür. Kıl düşmanlığından kılda keramet aramaya doğru gidiyor bu iş ama hadi hayırlısı... Her şeyde, önce temizlik esastır; bedende, ruhta, zihinlerde ve düşüncede temizlik... Kalplerde ve gönüllerde temizlik daha mühimdir. Kıyafette temizlik çok önemlidir ve kendine yakışanı giymektir aslolan... Fukara ise bulduğunu giyiyor... O kıyafetin içinde iyi adam olmak temel maksat olmalıdır.
İyi de İbrahim amca... Bir iki cm uzun kıl için biz gençleri azarlayıp rencide edenler hakikaten iş mi yaptı yani!Çok önemli bir vazife mi yapmış oldu? Ne yapmış oldu acaba? Çok mu mutlu oldular? Aferin mi aldılar Kaymakam'dan Vali Bey'den?
Evladım... Dünyada herkesin hayatta en az bir öğretmeni, bir de berberi olmuştur ama herkesin bir mühendisi, bir avukatı veya bir muhasebecisi olmak zorunda değildir... Ne iş yaparsan yap ama işinin ehli ol... İşine ve mesleğine lâyık ol! Kısacası adam ol, yeter...
Biz berberler bir miktar geveze sayılırız ama epey de malûmat sahibi insanlardanızdır yani... Her karakterden, her yaştan ve meslekten adam gelir; bu berber koltuğuna binbir türlü ruh hâliyle oturur. Kimseye kıllık etmemeliyiz. Kalkarken genellikle mutlu kalkarlar... Biz moral veririz, ama akıl vermeyiz. Biz aslında sağlık esnafıyız. Saç ve deri hastalığından anlamalıyız. Eskiden sünnetçilik de yapardık... Biz psikolojik açıdan sağlıklı olmalıyız. Bir düşünsene... Ustura elimde ve adamın ensesinden kıl alıyorum, üç beş parmak sağında ve solunda, kulağının altında şah damarı var... Psikopat bir berber çalıverir usturayı... Allah korusun!... İnsan psikolojisinden, insandan anlamak; ergen, delikanlı, genç, yaşlı demeden insanı anlamak hepimizin görevi...
-Berber İbrahim Usta'ya Allah selâmet versin... O iyi bir öğretmendi... 27.02.2024