Her bakanlığın, her devlet kurumununun, her üniversitenin, her büyükşehir belediyesinin, belli kapasiteye sahip her tüzel kişiliğin hatta büyük sermaye sahiplerinin Türkiye Cumhuriyeti devletinin 100.yılı anısına harika eserler vermesini beklemiştik... Her şairin, her yazarın, her sanatçının, her ressamın, her bestekârın gayretini ve prestij eserini görmek istemiştik... Kurra imamlarından, muhteşem sesli müezzinlerden, Kur'an'ın muhafızı hafızlardan, kârilerden, mevlidhanlardan da beklentilerimiz vardı. Doktorlardan, veteriner hekimlerden, mühendislerden, mimarlardan, sosyolog, psikologlardan umduklarımız vardı.
Hukukçulardan, siyasetbilimcilerden, ekonomistlerden, iletişimcilerden, diplomatlardan, strateji uzmanlarından, maliyecilerden 100. yıl için Türkiye Cumhuriyeti için, Türk milleti için beklediğimiz asgari talepler vardı... Sembolizmi sevmem ama güzel sebeplerle güzel işlere imza atmalıydı her vatandaş, bütün tüzel kişilikler, STK'lar...
Türkiye Cumhuriyeti devletinden ekmek yiyen herkes bir şeyler yapmak arzusunda olmalıydı. Çok harika işler yapanlar olduğu gibi -mış gibi davrananlar da çok oldu. Eyyamcılık yapıp gününü gün eden miyop zihinlilerle gelecek sisli görünür. Her şeyi devletten, hükümetten bekleme bahanesiyle yaşayanlara ve beyin tembelliği içinde güvensiz okyanuslarda sırt üstü yüzenlere oksijen fazla geliyor...
Tıbbiyede tercih sebebi olmak, sanayide gelişiyor olmak, hizmet sektöründe ilk sıralarda yer almak, ticarette iyi, yerli üretimde epeyce yol kat etmek, mühendislikte pek iyi olmak, askerî alanda güçlü olmak harika...
Eğitim, bilim, kültür, sanat, edebiyat sahasında hâlâ istenen seviyede olamamak her Türk vatandaşını kaygılandırmalıdır. Sporda mükemmel salon ve sahalar yapılmış ama hâlâ uluslararası alanda ciddi başarılara muhtacız...
Sayın Cumhurbaşkanımız da kültür ve eğitimde hâlâ iyi olmadığımızı ifade etmişti... Bu durum maalesef yine geçerlidir... İyi bir eğitim için bilimsel yöntemler ve buluşlar gerekli... Üniversitelerimiz uluslararası bilimsel araştırma derecelerini ve kalitelerini yükseltse de hâlâ eksiğimiz çok... Kâğıt üzerinde istatistik bilgileriyle üst sıralarda olmak değil somut olarak ne yaptık ve ne icat ettik acaba denmeli...
Talim ve terbiye işleri de ciddi biçimde Türk insanının sosyolojik, etik ve estetik, ontolojik (varoluş felsefesi) ve epistomolojik (bilgi felsefesi) açıdan analiz edilmesiyle çözülebilir. Siyasi değil ilmî bakılmadıkça sonuç alınamaz. İyi olduğumuz alanlarda en çok şikâyetçi kesim sözde aydın, sözde sanatçı, sözde kültür adamı olanlar ile bunlara kafa yormayan kafalar... İyi olmadığımız alanlarda herkes kafa yormak yerine ilk çözüm önerisi yapana saldırıp yalnızca olmazı gösteren zihniyetin değişmesi gerekiyor.
Türk kültürünün temel unsurlarından Türk müziğinin, Türk sanat eserlerinin, Türk edebî hayatının değer kaybına uğraması, törelerin, pek çok örf-âdetin, yardımlaşma, vefa ve erdem gibi değerlerin zayıflaması yalnızca küresel etki ile izah edilemez... Türkiye Cumhuriyeti devletinin 100.yılında Türkiye Yüz Yılı etkinlikleri kapsamında kültür ve sanat alanında yeni bir şeyler üretmek, değerlerimize değer katmak üzere bir şeyler üretmek gerekiyordu ama 6 Şubat'ta meydana gelen Kahramanmaraş yöresindeki deprem çok olumsuz tesir etti...
Her şeye rağmen 21.asır Türk asrı olacaktır! Ancak bilimde, kültürde, sanatta, edebiyatta, sporda ve eğitimde ileri düzeyde çalışmalar olacağına çok inanıyorum; buna hem de gönülden inanıyorum... Türk Devletleri Teşkilatı'nın kurulmasıyla birlikte yeni dönemde stratejik düşünen kıymetli insanlara yetki ve sorumluluk yüklenmelidir... İnsan rezervinden sağlıklı ve doğru zamanda yararlanma sorunu hep devam ediyor. Yeni gelen eskisinin çeyreği düzeyinde olmamalıdır... Ehil olanlar ile serahaten liyakatli şahsiyetler buna hazırdır... 01.01.2024