Takdir etmek gibi erdemli bir davranış varken hiçbir kimseyi beğenmemek de nedir? "Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz." demiş atalarımız. Kimi tipler vardır ki onlar asla iflah olmaz yani felâha ermezler. Aslî işini bırakıp tâli' işlerden yahut lüzumsuz işlerden sorumlu bakan sayar kendini. Bunlar genellikle her şeyden anlarlar (!).
Okumayla yazmayla alakası yoktur ama şair, yazar beğendiremezsin. İlimle irfanla ilgisi yoktur ama ilimadamı, devlet adamı beğendiremezsin. Dinle diyanetle ilgisi yoktur ama imamla, ilahiyatçıyla uğraşır. İlimden irfandan nasibi yoktur ama hiçbir âlimi ya da ârifi beğenmez. Cumayla, camiyle işi yoktur ama imamla uğraşır... Okulda çocuğu yaramazdır, tembeldir ama öğretmenle en çok o uğraşır... İyileşmesi imkânsız/ kronik hastadır ama doktorla uğraşır... Vatan sevgisinden mahrumdur, devlet olmanın değerini bilmez ama en çok da devletle uğraşır... Herkes işini lâyıkıyla yaparsa kimse kimseyle uğraşamaz. Yine de uğraşan olursa haddi bildirilir. Ben öyle bir ülke yönetimi istiyorum ki Türkiye Cumhuriyeti devletine, büyük Türk milletine karşı hainlik ve hadsizlik yapanlara haddini anında bildirmeli...
Bizim tek gayemiz hak ve adaletin, liyâkatin kıymet gördüğü, millî ve manevî değerlere sahip modern ve büyük Türkiye Cumhuriyeti'nin müreffeh vatandaşı olmaktır. Daha ilerisi de var tabii ki...
Türkiye Cumhuriyeti devletine güveniyorum ve Kafkaslar'da, Adalar Denizi'nde, Doğu Akdeniz'de, Karabağ'da, Suriye'de, İrak'ın kuzeyinde, Somali'de Libya'da, Somali'de, Filistin'de, Kosova'da, Kabil'de ve gönül coğrafyamızın her bucağında bulunacağız, hep "biz" olacağız.
Büyük Türkistan'dan Ötüken'e ruy-i zeminde "biz" olacağız ve Türk milletinin istikbalinin göklerde olduğunun önemini her gün daha çok anlayarak yaşamak arzusuyla yanıp tutuşmak farz değilse mutlak vaciptir...
İlk işimiz yani birinci vazifemiz beğenmemek değil, iyi olanı takdir etmektir. Gölge etmemek, kıskanmamak, haset etmemek şart... Öyle değil mi? Beğenmiyorsak edep, ahlâk ve usulü dairesinde ifade etmeyi becermek de bir maharettir. Eğer böyle bir maharetiniz yoksa susun! Belki iyilik edersiniz susmakla...