"Söyleyin güneşe bugün doğmasın!/Nazlı yâr geliyor, benzi solmasın..." Âşığın hükmü ve emri geçer mi bilmem ama sevdiğine halel gelmemesi için güneşin benzini soldurmasına tahammülü yok... Sevmek öyle bir şey işte... Gözümün bebeği, kalbimin tek sahibi dediğimiz olgu sevgiliyi koruyan sevginin kaynağıdır... Belki haddi aşan bir buyruk gibi olsa da o bir dilek, temenni, istek, arzu, taleptir aslında. Siz ne derseniz deyin ama sevgiliye toz kondurmamacasına sevmek böyledir işte...
Bu anonim uşşak şarkıyı Hafız Burhan, Müzeyyen Senar, Perihan Altındağ Sözeri, Muazzez Abacı, Suzan Yakar, Ayşe Taş gibi önemli hanendelerden dinledikten sonra genç kuşağın güzel temsilcisi başarılı sanatçı İbrahim Suat Erbay'dan dinlemek pek hoş oldu bu akşam... Şarkının nağmesi, notası vs.'den ziyade ilk iki mısradaki sözleri derin hülyalara götürdü beni...
"Söyleyin güneşe bugün doğmasın!
Nazlı yâr geliyor, benzi solmasın..."
Bir de Hasta Hasan'a ait Ardahan Türküsü de sevgiliyi kıskanmanın tatlı bir üslupla ifadesi olarak görülür.
"
Güzeller bezenmiş toya giderler
Sizlere emanet yar oynamasın
Ben bülürem reca minnet ederler
Yengüllük edip ay balam tez oynamasın
Düşmanlar oturmuş bize bakarlar
Gonca güller al yanağa takarlar
Sonra söyler başımıza kakarlar
Dudağın içinde dil oynamasın
Ben seni sevmüşem sevgülü yarim
Sizlere kurbandır bu şirin canım
Demirem oynamasın oynasın hanım
Kara kaş altında göz oynamasın..."
Âşık, sevdiğine laf söz edilmemesi ve zerre zarar gelmemesi için söylediği sözler de derin anlamlara sahip... Sevgiliye itina ve itibar göstermenin, özel bir muamelenin değişik usulleri hissediliyor bu türküde...