Bir düşüncenin ifadesi için sözün doğrusu varken insanlar zor olanı ya da yanlışı neden seçer ki? Aslında sebep belli de izah etmeye gerek yok. Örnek: "Katılım sağlamak" diye bir söz aldı başını gidiyor.
"Değerli dostumuz Ahmet bey'in kıymetli oğlu Burak'ın dün önce nikahına sonra da düğün törenlerine ailemizle birlikte katılım sağlamış durumdayız." Beyefendinin kurduğu cümlede olması gereken noktalama işaretleri ve yazım yanlışları ile anlatım bozukluğunu belirtmekten vazgeçtim. Kısaca ifade edecek olursak nikâh ve düğüne gitmiş bu aile. "Dün, Ahmet oğlu Burakın nikâhına ve düğününe katıldık." dese yeterliydi.
Yalnızca "katılım sağlamış durumdayız" sözüyle ilgili eleştirim olacak. Sayın vatandaşımız, "katıldık" demek mümkünken neden katılım sağlamış durumdasınız?
Herkesin katılması için bir çabanız mı oldu? "Hey akrabalar, dostlar, komşular, meslektaşlar ve bütün mahalle sakinleri... Lütfen Ahmet Bey'in oğlu Burak'ın nikâh ve düğününe gidin ve siz de bu güzel güne katılın!" şeklinde bir eylem ve davranış sergileyenlerin katkısıyla çok sayıda insan nikâh merasimine ve düğüne gittiyse, evet "katılım sağlamış" olurlar...
Sizinle aynı fikirdeyim. Size katılıyorum. Farklı düşünüyorsak "Size katılmıyorum. Farklı düşünüyorum..." diyebiliriz.
"Sizin fikrinize katılım sağlıyorum" denmeyeceği gibi "Katılım sağlamıyorum..." da denmez. Sözlerin kısa, kolay ve anlamlı olanını seçiniz.
"Dün, güzel ve verimli bir toplantı yaptık." yerine "Dün, güzel ve verimli bir toplantı gerçekleştirdik... "diyerek zihni yormaya gerek yok.
Toplumu etkileyen spor, kültür, sanat, siyaset ve iş dünyasının temsilcilerinin Türkçeyi güzel kullanma becerisinden büyük mutluluk duyarız. Sanat ve siyasetin popüler tiplerini örnek alanların(!) diline arı sokmuş gibi konuşmalarına tahammül edemiyorum.
"Annemlâr dûn gittilâr... Ban de sonra gitcâm..." gibi konuşmalar dilimizi sevimsiz hâle getirir... Lütfen dikkat!
Sıkmayın, bıktırmayın ve yormayın insanları!