Anlatmak için bilmek gerek peki anlamak için ne gerek? İnsanın bilmediği şey(ler) hakkında konuşması, yazması, bir şeyler demeye çalışması ne kadar fena değil mi? Anlatmak için "bilmek, bilgi, malumat ya da mümkünse ilim, bilim, tahsil" gerek. Hadi anlattık diyelim... Muhatabımız anladı mı? Anlamamanın suçu kimde? (Anlamamak suç mudur?)
Niye anlamadı acaba? Sorgulamak gerek... Sorgulanmamış her iddia ezber ya da peşin kabul anlamına gelir... Zihinsel eylemin gerçekleşmediği yerde öğrenme, beceri vs. olmaz...
Aynı düşünceyi çeşitli sözlerle anlatmak mümkündür. Yeter ki neyi ifade edeceğinize karar verin. Anlatamadığınız duygu, düşünce, tasarım, yorum, gözlem, eleştiri ve yargının dile getirilmesinde sıkıntınız varsa suç Türkçenin değil, bireysel sözcük dağarcığınızın fakirliğindendir.
Aralarındaki sevgi iyice arttı.
Aralarındaki sevgi iyicene arttı.
Aralarındaki sevgi iyiden iyiye arttı.
Aralarındaki sevgi adamakıllı arttı.
Aralarındaki sevgi bayağı arttı.
Aralarındaki sevgi hayli arttı.
Aralarındaki sevgi bir hayli arttı.
Aralarındaki sevgi oldukça arttı.
Aralarındaki sevgi çok arttı.
Aralarındaki sevgi alabildiğine arttı.
Aralarındaki sevgi büsbütün arttı.
Aralarındaki sevgi bütün bütün arttı.
Cümledeki "sevgi" yerine "ilişki, samimiyet, aşk, bağ, yakınlaşma" vb gibi kavramlar yerine "anlaşmazlık, kin, nefret, rekabet, yarış, mücadele vb." kavramlar da yer alabilir. Siz de bir cümle yazınız...
Gelelim sorulara...
Neden?
Neden dolayı?
Neden ötürü?
Niye?
Ne diye?
Ne sebeple?
Ne sebepten?
Niçin?
Hangi nedenle?
Hangi nedenden dolayı?
Ne demeye?
Sebebi ne?
Siz de bir soru bulunuz...
Elimizden geleni değil; yapılması gerekeni yapmak zorundayız. Filistin geçen yüzyıla kadar bizim topraklarımızdı... Uzun yıllar huzur ikliminde yaşadılar ama nihayetinde bugünkü durumda her şey/ her vaziyet bambaşka bir ahvalde... Filistinli anne en az 6 çocuk doğurmak ister. Neden mi? İkisini İsrail yok edeceğinden, ikisi aileye bakar ve ikisi de okuyup geleceği teminat altına alır... Ne acı değil mi? Tercih mi mecburiyet mi? Acı olan hangisi? Tereddüt etmeden aklımızdan geçen belli... Biz de en az üç çocuk derken "Bizim şeyimize karışma!" diyen sapık lgbtciler ve yandaşları insanın değerini ve önemini anlayana kadar Lut kavminin çocukları olmayı çoktan başarmış olurlar(!).
Türkiye'de Türk milletinin varlığını, bekasını, menfaatlerini, korusun diye her aile kaç çocuğunu feda etmeye hazır acaba? Ruh ve beden sağlığı yerinde olan ahlaklı ve erdemli yiğitleri yetiştirmekte geç kalınması felaket olur... 100 yıl kadar önce Balkanlar ve Kuzey Afrika bizimdi... Bu gün dönemeçteki Türkiye'nin güçlü olması için elimizden geleni yapmak değil, var gücümüzle çalışıp yapılması gerekeni yapmak şarttır... İnsan yetiştirmek kolay değil tabii ki... Doğurup "Saldım çayıra Mevlam kayıra..." demeyeceğiz. Şahsiyetli, vefalı, erdemli, ahlâklı, ilim ve irfan sahibi, yüreği iman ve inançla dolu nesillere ebedî olarak ihtiyaç var.
Allah'ın adaletinin bütün dünyada hükmetmesini sağlayacak bir cihanşümul devlet arzusu bizde hiç kaybolmadı... Türk Devletleri Teşkilatı giderek güçleniyor...21. yüzyıl Türk milletinin yüzyılıdır. 2053 ve 2071 sembol tarihler olsa da daha erken gerçekleşecek idealimiz.
Ancak tehlikeli bir akım içinde zihinleri bulandıran terör örgütü sevicileri ile terörist güzellemesi yapan sözde demokrasi havarisi ahmakların hukuk çerçevesinde cezaları verilmeli ve aynı çerçevede bertaraf edilmesi gereklidir... Mangır bakır tiplerin zehrinden millet ziyan görmesin...
Unutmayın! Yine biz kazanacağız! Kazanan Türk milleti olacaktır... Yapılması gerekeni yapmak şartıyla...