Muhittin Gümüş Türkolog · Eğitimci
Türkolog · Eğitimci · Yazar

Muhittin Gümüş

Öğretim Görevlisi · Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi

Ankara’dan Taşkent’e, Taşkent’ten Bişkek’e uzanan otuz yılı aşkın bir yolculuk: Türkçenin yabancılara öğretimi, Türk lehçeleri, çeviribilim ve Türk dünyası gençlerinin geleceğe hazırlanması.

Bişkek · Manas Üniversitesi

Türk Dünyası

  • Türkiye
  • Azerbaycan
  • Kazakistan
  • Kırgızistan
  • Özbekistan
  • Türkmenistan
  • KKTC
  • Macaristan
35+Yıllık Hizmet
3Başkent: Ankara, Taşkent, Bişkek
7Kitap ve Sözlük
26Yönetilen Tez
Ana Sayfa › Yazılar

İnsan ve Dil

Nisan 20, 2014 Dil ve TürkçeYorumlar
İnsan ve Dil

Türkçeye Gönül Verenlere Selam Olsun

Türkçeye gönül verenler, Türkçeyi öğretenler, Türkçeyi güzel kullanmak ve Türkçeye hizmet etmek isteyenlerle iletişime geçmek için internet ortamında bu sayfayı açtım. Ağırlıklı olarak Türkçenin yabancılara öğretimi, Türk lehçelerinin öğretimi, genel olarak da Türkolojinin ve dil biliminin temel konuları ilgi alanımıza girmektedir.

Bu sayfanın gelişmesine katkılarınızı bekliyorum. Selam ve saygılarımla…

Muhittin Gümüş

Bişkek/Kırgızistan

“İlim ve sanat, iltifat görmediği ülkeden göç eder.” (İbn Sînâ, 980–1037)

İnsan ve Dil

“Bir gün insan, “(,) virgülü” kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün “(!)ünlem” işaretini kaybetti. Alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artık hiçbir şeye ne kızıyor, ne de seviniyordu. Bir süre sonra “(?)soru işareti”ni kaybetti ve soru soramaz oldu. Hiçbir şey, ama hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne kâinat, ne dünya, ne de kendisi umurundaydı. Birkaç yıl sonra “ (:)iki nokta”yı kaybetti ve davranış nedenini başkalarına açıklamaktan vazgeçti. Ömrünün sonuna doğru, elinde yalnız “(“”)tırnak işareti” kalmıştı. Kendisine özgü tek düşünce yoktu. Son noktaya geldiğinde düşünmeyi ve konuşmayı unutmuştu.”

DİL VE NEZAKET

Ruhun, iradenin, tevazuun ve üslubun hakkını vermeyenler nazik olamazlar. Çoğu kalpler, dil kullanımında hassas olamayan kişiler tarafından kırılır. Mevzu, makam ve muhataba göre nasıl bir üslup kullanılması gerektiğinden habersiz olan insanlar, gönül çamlarını art arda devirdiklerini fark edemezler. Sözlü veya yazılı dilde nezaketin ihlali, daha çok her akla gelen şeyi beyan etme sathîliğinden (yüzeyselliğinden) kaynaklanır. İç-dış bütünlüğü, samimiyet önemsizdir demiyoruz, ancak pervasız bir üslubun da samimiyetle alâkası yoktur. Gelişigüzel beyanlarda bulunmaya alışmış bir insan, fıtratı bahane edemez. Dobra dobra konuşmak için muhatabı tahkir etmeye gerek yoktur. Kılı kırk yararcasına üsluba dikkat etmek ise, tam bir irade meselesidir. Evet, “ahmağın kalbi dilinin ucunda, akıllının dili sinesinin en uç burcundadır” (Şahin, 1992: 69).Demek ki kalp dilin ucunda olmamalı, dil kalbin gerisinde olmalıdır. Her doğruyu her yerde söylememek için dil, kafadan büyük ve uzun olmamalı, kalbin emrine girmelidir. Gıybetten kaçınmak için de bu gereklidir. Çünkü bazen ağza gelen kusmuk gibi ifadeler yutulmazsa, iradenin hakkı verilmemiş olur. Zehir zemberek gibi bu ifadeleri yutmak, gerçekten yiğitlik ister. “Dilin kemiği yoktur” denir, ama dizginlerin kalbin eline nasıl verildiği öğrenilebilir. Ancak bundan sonra, dil şahlandıkça kalp dizginleri çeker. Zaten bir süre sonra dil yatışır, irade ellerini beline koyar ve bir matador edasıyla başını sallayarak bu manzarayı seyreder. Sohbetlerde münakaşa tuzağına düşmemek için de nezakete dikkat edilmelidir. Muhatabımızın düşünceleri farklı olduğu için gereksiz tartışmalara girmenin hiç kimseye faydası olmaz. Zihnî modeller münakaşayla değil, müzakere ve musahabeyle değişir. Önemli olan, aklı ilzam etmek değil, gönlü tatmin etmektir. Bu da ancak halis bir niyetle diyaloğu, başarılı ve zekice kontrol edip yönlendirmeye bağlıdır (Fairclough, 1992: 218). Karşımızdakinin kalbine girmek istiyorsak, ihtilaflı noktaları öne çıkararak enaniyetini tahrik etmemeli, ortak noktalardan hareket etmenin yollarını aramalıyız. “Sana katılmıyorum.” demektense, “Şu görüşünüze katılıyorum. Bu hususta ise şöyle düşünüyorum.” demek daha makul değil midir? Tabii, her insan nezaket gösterilmeye layık değildir. İma ve ironilerle, en azından sükutla, nezaketten anlamayanların ağızlarının payını vermek de bir inceliktir. Nezaketsizliğin muhtemelen iki sebebi vardır. Birincisi tecrübesizliktir. Kime, neyi, nasıl beyan edeceğini bilmeyen insanlar, çoğu zaman nazik olamazlar. Bunun izalesi kolaydır. Sağlıklı bir eğitim ve medya yoluyla, insanlarda iletişim ve nezaket şuurunu geliştirmek mümkündür. Sosyal münasebetlerde, örnek şahsiyetlerin davranış ve beyanlarına da dikkat çekmek, bu tecrübe ve hassasiyeti kazandırmaya yardımcı olabilir. İkinci sebep gururdur. Her diyalogda kendisini “buyurma”, karşısındakini de “arz etme” makamında gören bir kişideki gariplik hemen sezilir. Bu hiyerarşiyi kurmasını beceremeyince kullandığı tevazu taktiği de sakil kaçar, zira tevazuya niyet edilmez, mütevazı olunur. Olmadan görünmeye çalışılırsa yapmacıklık doğar. Başkalarını hor görme müptelası olan bir insan ise ne mütevazı olabilir ne de nazik. Bu hastalıktan kurtulmak pek kolay değildir, zira gururun madeni kalp zaafıdır.

  • Kaynak:Fairclough, Norman (1992). Discourse and Text: Linguistic Intertextual Analysis within Discourse Analysis. Discourse and Society 3(2): 193-218.
İlgili Yazılar
Yayınlar

Kitaplar ve Sözlükler

Türk lehçelerinin söz varlığına dair karşılaştırmalı eserler.

1995

Türkçe Açıklamalı Azerbaycan Atasözleri

Prof. Dr. Mehman Musaoğlu ile birlikte

1995

Türkçe Açıklamalı Türkmen Atasözleri ve Bilmeceleri

Prof. Dr. Sapar Kürenov ile birlikte

1995

Türkçe Açıklamalı Özbek Atasözleri

Doç. Dr. İbrahim Yoldaşev ile birlikte

2008

Kırgızca-Türkçe-Rusça Konulu Sözlük

B. Sagınbayeva, İ. Şahin, E. Tölökova ile birlikte

Bütün Eserler
Arşiv

Foto Galeri

Kırgızistan’dan kareler — Burana’dan Song-Köl’e, boz üyden Tanrı Dağları’na.

Burana Kulesi · Balasagun
Song-Köl · Yaylada atlar
Boz üy · Yayla
Alay Dağları
Bozkır
Dağ geçidi
Karlı zirveler
Toktogul
Yeşil yamaçlar
Lenin Zirvesi
Ala Arça
Tanrı Dağları

“İlim ve sanat, iltifat görmediği memleketten göç eder.”

İbn Sînâ · 980–1037

Arşivden

Videolar ve Söyleşiler

Televizyon programları, söyleşiler ve proje kayıtları.

Türkçeye gönül verenlerle…

Öğretim, yayın ve proje iş birlikleri için iletişime geçebilirsiniz.

İletişime Geç