Çocukluktan başlayıp 50 yaşımıza kadar futbol oynadık. Sporu severiz. Güreş ve futbol için zaman ayırdım hep.
Futbola "ayak topu" derdik eskiden...
Tuttuğumuz takımın ve Millî Takımımızın maçlarını zevkle seyrederdik. Diğer takımlardan güzel ve centilmence oynayanları da hiç göz ardı etmedik.
Dünya Futbol Şampiyonasında ilk kez heyecan duymadan ve pürdikkat seyrettiğim maç olmadı. Çoğunu sıradan birer mahalle maçı seviyesinde görmek istedim. Bundan önce Katar'da yapılan dünya futbol şampiyonasının finalinde "Fransa'ya karşı Arjantin'in kazanmasını istiyorum" dediğim için "f.c.b.k" bana bir ay paylaşım yasağı koymuştu. Bu yıl da nerdeyse Messi'yi üzmemek için elinden geleni yapan hakemler ile finale çıkan Arjantin'i değil İspanya'nın kazanmasını arzu ettim.
Futbola uluslararası çetenin ve emperyalist güçlerin dahli olduğunu gördüğümüz için bileğinin hakkıyla hakemlere rağmen kazananları tebrik ettik.
Özellikle Fransa'ya karşı İspanya'nın kazandığı maç da harikaydı sonuç itibariyle…
Doğal olarak en başta Türkiye'nin, kardeş Özbekistan, Bosna Hersek ile Fas gibi takımların hep üst turlara yükselmesini istedim.
Mısır'ın nasıl bir haksızlıkla mağlup edildiği belli. Spora politikanın en bariz tesirinin kanıtı İran'a yapılan muameledir.
FIFA'nın ev sahibi olacak ülkelere politik sebeplerle sporcular üzerinde baskı yapması ve kabul edilemez eylemleri halinde turnuvayı erteleme ya da iptal edip başka bir ülkede yapılacağını taahhüt ettirmesi gerekir.
İsviçre'nin başındaki Murat Yakın'ın başarısı da gözlerden kaçtı. Norveç Haaland ile şampiyon olsaydı keşke demek istedim.
Türkiye'miz üst turlara en azından yarı finale kadar çıksaydı heyecanımız çok artardı.
İspanya'nın devlet yönetiminin Filistin meselesindeki dik duruşu da İspanya'ya olan sempatimizi pekiştirdi.
Gelecekte bizim iyi bir teknik ekiple önce Avrupa şampiyonasında bir başarı elde etmemiz, sonra da Dünya Kupası maçlarında başarılarımız olmalı.
Türk Millî Takımının bizi mutlu etmesini gönülden arzu ediyorum. Başkalarının başarılarıyla mutlu olmak yerine kendi başarılarımızla gurur duyalım.
"Ayak topu" dediğimiz futbol artık başta püsküllü damper olmak üzere emperyalistlerin "ayak oyunları"na kurban oluyor. Türk milletinin yiğit evlatları ehil ellerde başarı elde edecek diye ümit ediyoruz... Tanrı Dağları'ndan…