İçinde yaşadığımız âlem niçin, niye, ne sebeple, ne zaman yaratıldı? Tarihçiler, jeologlar, biyologlar, antropologlar, teologlar, paleontoloji uzmanları vb. bilim dalları kendi açılarından cevap bulmaya çalışırken tabiatla (su, hava, toprak, ateş... bitkiler, hayvanlar) insan ilişkisi önemli benim için...
Yüce Allah'ın yarattığı her şeyde bir hikmet var, güzellik var, asalet var ve neticede hakikat var. Gördüklerimiz ve göremediklerimiz var.
Gördüklerimiz bize huzur, refah, sevinç, esenlik ve ilham kaynağı oluyorsa şükretmek gelir içimizden... Göremediklerimize gelince... Onlar bizi görüyor olmalı... Görünmeli, görülmeli insan...
Dağ taş, deniz ırmak, ova yayla, dere tepe, vadi sarpkaya, düz yokuş, yeşil beyaz, çöl vaha gibi tabiat alanlarının insanda uyandırdığı şâirâne, hâlisâne, dostâne ve şahâne duygular sonucunda soyut olarak neler üretiyoruz acaba? Boş bakışlar, boş duyuşlar, bomboş hayaller arasında insan neleri görebilir ki? Boş bakmayınız... Boşa bakmayınız... Boşa, boşuna, bomboş yaşamayınız...
Bu âlemde göz kamaştıran güzellikleri görmezden gelmek mümkün değil…
Bir çift elâ göz... Bir çift kalem kaş... Bir çift gül yanak... Bir çift gamze... Bir çift el...
Bir ay yüz... Bir selvi boy... Bir güzel kalp... Bir cesur yürek... Bir zengin gönül...
Denizlerin dalgası... Irmakların akışı... Derelerin coşkusu... Dağların ihtişamı... Tepelerin tevazusu... Toprağın bereketi... Suyun berraklığı...
Bakınız... Fark ediniz... Gördüğünüz yer neresi? Söyleyin haydi!