Bir insanın "hakikat"e hakikaten karşı gelmesi ya da karşı olması neyi ifade eder? Toplumda insanlar emin olduğu bir şeyin aynı zamanda kesin doğruluğunu ifade ederken "İki kere iki dört eder... İşte onun kadar gerçek..." derler. Oysa iki artı iki de dört eder. Maksat dördü bulmak değil midir? Dört hakikat ise arayan için çok yol vardır: 2+2=4, 6-2=4, 2x2=4, 8÷2=4 Dört işlemde de 4'ü bulmak için aslında milyonlarca yol ve işlem vardır. Nesnel yaklaşımla "hakikat 4 sayısı" ise bunun aksi, tersi veya farklısı yalnızca inkâr edilmiş olur. Muârızlarınızın 4'ü bulması; icat veya keşfi, sizi inkâra götürmemeli, aksine daha iyi ve daha başarılı biçimde 4'ten, hakikatin nimetlerinden faydalanmaya sevk etmelidir.
Güneş balçıkla sıvanmaz. İstemeseniz de o güneş doğar ve yine zamanında batar ama o güneş hep vardır. Güneşin peşinden yürürseniz, battığını göremezsiniz eğer doğru yöndeyseniz. Siz güneşin peşinden yürürken güneş yine de batıyorsa demek ki yavaş kaldınız; öyleyse koşmalısınız.
Güneş batsın ama kimseye hakikat batmasın. Hakikatin battığı insanlar ve kurumsal yapılar asla âbâd olamazlar. Hakikat güneş gibidir. Işıktan, nurdan, ziyâdan, aydınlıktan korkmayınız.
Dide-i huffaşın (yarasanın gözünün) ziyâdan rahatsız olması onun tabiatındandır, dolayısıyla insan yarasa ruhlu olamaz.
'Erbâbı kemâli çekemez nâkıs olanlar,
Rencîde olur dide-i huffâş ziyâdan (Ziya Paşa)
Cahil, ilim sahibini çekemez. Yarasanın gözleri aydınlıktan rahatsız olur. Yalnızca iki kere iki dört etmez; 100-96 da 4'tür. 100÷25 de 4'tür. Gözünüz insan gözüyse, ruhunuz insan ruhuysa hakikatin ışığı sizi daha iyi ve başarılı insan yapar. Yoksa mağara tavanlarında ve karanlık dehlizlerde asılı kalırsınız... Siz asla medenileşemezsiniz. Hakikatsiz medeniyet olmaz. 5.05.2024