Büyük şâirimiz Ali Şîr Nevâî'nin doğumunun 583. yılı... Ali Şîr Nevâî, Türk edebiyatında ilk Türkçe "Hamse" yazmış olan şâirimizdir. Aşağıdaki şiir şairin Leylâ vü Mecnûn adlı eserinin mukaddimesinde yer almaktadır.
"... Çün Farsî erdi nükte şevki,
Azrâk edi anda Türk zevki.
Ol til bile nazm boldı malfûz,
Kim Farsî añlar oldı mahzûz.
Men Türkçe başlaban rivâyet,
Kıldım bu fesâneni hikâyet.
Kim, şuhreti çün cahânga tolgay,
Türk elige dagı bahra bolgay.
Nev çünki bugün cahânda etrâk
Köptür hoştâb u saf-ı idrâk.
... Çünkü Farsça idi nükte şevki
Az(ıcık) idi onda Türk zevki.
O dille şiir gibi yazıldı her lafız(söz)
Farsça anlayınca hoşnut oldular sanki...
Ben Türkçe yazmaya başlayınca
Bu efsaneyi boşa çıkardım
Şöhreti cihana yayılmış olan
Türk milletinin hissesine düşeni yaptım.
Çünkü bugün cihanda
Hoş gönüllü saf idrakli Türkler çoktur.
Eskiler derdi ki… Eskiler derdi ki, “Boğaya önden, eşeğe arkadan, cahile hiç bir yandan/yönden yanaşma!” Boğayı sırtından, eşeği boynundan sıvazlayarak sakinleştirirsin, ikna edebilirsin ama cahile kırk delil koyarsın yine de ikna edemezsin... "Haklısın(!)" demekten başka çaren kalmaz ondan kurtulmak için... Cahil, neyi bilmediğini bilmeyendir. Alim, neyi ve neleri bilmediğini bilendir... Bilmekle bilmemek arasındaki mesafe ölçülemeyecek kadar kısadır. Bir taraf güneş kadar aydınlık, diğer taraf kör karanlıktır. Hakikati arayan asalet sahibi insan; adaletle, güzel sözle, ilim irfana saygıyla ikna olur da doğruyu bulur... Hakikatli dostlara selam olsun! 11.02.2024