Bizans'ın bazı çocukları şöyle yapıyor; önce bir yalan uyduruyor, sonra da o yalan üzerinden fikir söylüyor. Dinleyen de cahilse kolayca maksadına eriyor. Modern iletişim çağında algı yönetiminde kendi işini başarıyla yapanlar arasında böyle bit yavrusu ruhlu, köksüz ve nevzuhur Bizans'ın çocukları hiç de az değil ülkemde...
Derler ki... "The Royal Society of London for the Improvement of Natural Knowledge, bilime yönelik olarak 1662'de resmen kurulmuş bir bilim topluluğudur. İngiltere Kralı II. Charles tarafından açılışı yapılmıştır. Topluluk, bir araştırma ve tartışma mekânı olmasını amaçlar. Birleşik Krallık'ın Bilimler Akademisi olarak görevini yapmakta olup, araştırma derneklerine ve bilimsel kuruluşlara yatırım yapmaktadır." Eee ... Bundan bana ne? Kazın ayağı başka... Dedik ya hani "Lüzumsuz Bilgiler" diye de başlık attık yazımıza... Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, Hindistan ve Pakistan'da "Royal Society" vardı hep var... Herkes sanır ki İngilizler her gittiği/ işgal ettiği yere bilim, eğitim, kültür, sanat götürdü. Bunların şaheseri ile dünyayı aydınlatmaktan(!) insanlık âleminin gözleri kamaşıyor(!) sanki... Tabii ki öyle bir şey yok... Göbeş, bağırtlak kıl yumağı üfürüyor işte.
Halbuki, Avustralya'da Aborjinleri katlederek, Kuzey Güney Amerikada kızılderilileri yok ederek, Hindistan'da ve Pakistan'da ipek dokumasınlar (kendi kumaşımı satabileyim) diye insanların başparmaklarını keserek mahvetti 200 yıl... Dünya ticaretinin %20'sini elinde tutan Hindistan'dan İngilizler ayrılırken bu oran %4'e düştü.
Bizim bazı aklı evvel, malûmat furuş göbeş tipler de "Efendim, Osmanlı da "Royal Society" yoktu... Fethettikleri yerlere bilim, eğitim, teknik, kültür, sanat götürmedi ki... Zaten yok tu ki bunlar..." diyor.
Aradaki farkı fark edemeyen kafa ön yargılı değilse kesin yüksek diplomalı câhildir. Biri işgal ettiği toprakların asıl sahiplerini kökünden kazıyıp yok ediyor, yahut köle düzeni kurarak insanların bütün emeklerini sömürmek üzerine bir sistemle asırlarca kendine diliyle bağlıyor. Onun için anadan doğma İngilizce konuşur Himalaya eteklerindeki her bir Hint fakiri...
Eğer Türk milleti Balkanlarda, Orta Doğu'da, Arap Yarımadasında, Kuzey Afrika'da, Kafkaslarda bir tane başka milletten insan bırakmaz ve yok ederdi, yahut köle edip Türkçe dışında bir dil kullanmasına izin vermezdi.
Yerli bırakmadığı yerlerde (Kanada, Yeni Zelanda, Avustralya) zaten herkes İngiliz, köle ettiği yerlerde etnik grupları düşman ederek yalnızca kendisine hizmet eden, modern bilimden, sağlam bir medeniyetten ve refahtan uzak toplumlar oluşturdu.
İngilizin Royal Society'sini öven köksüz illa Türk'ü kötüleyecek ya... Zaten başka görevi yok. Olimpos'un değilse mutlaka Bizans'ın çocuklarındandır bunlar...
İkinci lüzumsuz bilgi de şudur:
Fatih Sultan Mehmet Han bir gibi dehanın Türk olmasından rahatsızlık duyduklarını biliyoruz. Bir de Fatih Sultan Mehmet Han gibi büyük dehanın Müslüman olmasını asla kabul edemiyorlar. Hatta bunun için "İlim, sanat, dil, matematik ve pek çok sahada ileri seviyede bir entelektüel padişah Müslüman olamaz diyor zeka özürlü çok yüksek dereceli diplomalı cahiller... Müslüman Fatih; Latince, İtalyanca, Yunanca, Arapça, Farsça biliyor... Müslüman bunları bilemez, gizli Hristiyan iddiasında bulunan hatta galiba diyerek tahminde bulunan veya şüpheye düşen antilop kafalara ve onlara itibar edenlere asla saygı duyamam. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) Efendimizin methine mazhar olmuş, kılıç hakkı Ayasofya'nın sahibi Fatih Sultan Mehmet Han'dan rahatsız olmaya devam etsinler...
"Çatla Sodom ve Gomore, patla Bizans ve Roma!" 28 Ocak 2024