Babam 1934 doğumlu... Belki de birkaç yaş daha büyük… Allah ondan razı olsun! Gurur duyuyoruz biz babamızla... Babamız pek çok baba gibi 1960'lardan 2000'lere kadar 40 yıl bileğinin gücüyle ve her damlası helal kazanç için dökülen alın teriyle kazandığını evlatlarını okutmak için harcadı... Hep kazandı ve helalinden kazanmak onun işiydi... Onun çocukluğunda köyümüzde okul varmış ama çeyrek asır öğretmen tayin edilememiş. Askerdeki Ahmet ağabeyinden gelen mektuplardan okumayı yazmayı öğrenmiş... Sonra da askere gidecek yahut yavuklusuna mektup yazmak isteyen her delikanlıya okuma yazma öğretmiş... Defter, kâğıt bulamayınca çimento kâğıdına yazdırarak öğretmiş kendinden büyük küçük herkese... Türk ordusunun son süvari birliğinde askerlik yapmış... Süvari marşını bana öğretmişti... "Dünyayı avucu içinde tutan/ At sırtında doğan Türk erleriyiz. Tuna boylarında kılıç oynatan/Biz aslan yürekli süvarileriz..." diyordu...
Helalinden kazanmak onun işi... Kara Osman okur yazar... Her gün kitap, gazete, Kur'an okur... Bilgi yarışması, spor ve haber programlarını takip eder. Hafızası maşallah çok iyi... Bulmaca çözer... Onun işi çözmek...
Köyde doğmuş, 16 yaşına kadar ayağına potin giyememiş, çarık ve lastik ayakkabıyla büyümüş. Belki de çoğu zaman yalın ayak gezdi... Arpa tarlaları sararınca ekmeksiz kalmayacağız diye sevinmiş zaman zaman... Günde yarım ekmeğe şükretmişler ve açlık kıtlık yaşasalar da asla "Açız!" dememişler... Harmanından buğdayın yarısını tahsildar götürürken de (İnönü döneminde) çiftçiden toplanan buğdaylar istasyon meydanında çürüyüp şehri kokuturken de vatanına, ülkesine, hükümetine sövmemiş; sövmek ne kelime? Böyle bir fenalık aklına bile gelmemiş... Bu ülkeden gideceğim artık, Avrupa'ya Amerika'ya dememiş. Dünyaları verseniz vazgeçmem bu cennet vatandan demiş daima...
Amasya Valisinin makam odasına bay odacıdan izin almadan girdiği için azar işittiğinde dik durmuş ve gür sesiyle:
"Vatandaşın hizmetinde olanlar vazifesini kapılarını açarak yaparlar, kapatarak değil! Muhakkak ki siz de bizim gibi sade vatandaşların işini çözmek için bu makama layık görülmüş olmalısınız! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın! demiş irfan sahipleri. Kendiniz için değil, bizim için valisiniz sayın Vali!" diyebilmiştir.
Emekli olduktan sonra köyde yaşıyor ve çok olmasa da helalinden emekli maaşıyla geçiniyor. Tek başına değil ha... Çocuk yaştakilerle çoğu da öğrenci olmak üzere pekçok torunu var... Kardeşimle birlikte torunlarını okutuyor ve kimseye muhtaç değil... Yürüme engelli torununa Türkiye Cumhuriyeti devleti eve özel öğretmen gönderirken çok mutluydu... Devletine minnettardı... 14 Mayıs ve 28 Mayıs'ta bütün aileyi kimseye muhtaç etmeyen adama oy verdi... Adam onun oyuyla kazandı... “Adam kazandı!” Ülkemizin ve Türk milletinin bekası için ve millî ruhun hep canlı tutulması için üç hilale oy verdi... Terör örgütünün desteğini alan partiyle iş birliği ve birilerine özerklik için pazarlık yapanlara, kaybettikçe koltuk sevdası kabaranlara, Avrupa'dan aferin bekleyenlere oy vermediği için çok memnun, müsterih ve mutmain...
Vesselam!