"Son düzlük" denince İstanbul Veli Efendi Hipodromundaki beygir yarışında sunucunun avazı çıktığı kadar bağırarak "Atlarımız şimdi son düzlüğe girdiler sayın yarışseverler!..." dediği akla gelebilir... Son düzlük, herkeste bambaşka çağrışımlar da yapabilir. Yazının başlığını görünce siz ilk neyi hatırladınız acaba? Hayattaki son düzlük mü bu? Bu son düzlükten sonra gideceğimiz yolda hep dik yokuşlar, engebeler, derin vadiler, dereler, dağlar, taşlar, sarp kayalar mı var acaba dediniz? Bir edebî eserden ve onun yazarından bahsedeceğim...
Uzun süredir oğlumun kitaplığında bulunan ve okunmayı bekleyen pek çok kitaptan bir kaçını okusam diyordum. Bugün pazar... "Hadi bakalım; biraz kahvaltıya kadar, biraz da kahvaltı sonrası okurum" dedim kendime ve öyle de yaptım. Diyeceğim şudur ki, sabah sabah şair ve yazar İbrahim Tenekeci'nin "Son Düzlük'"ünü okudum... Dilini ve üslubunu güzel ve farklı bulurdum zaten ama...amasını biraz sonra anlatayım isterseniz. Edibin edebî şahsiyeti hakkında ön bilgilerimiz olunca yaklaşımımız da ona göre oluyor. Bu arada ayrıntı olsa da bahsetmeden geçemeyeceğim... Onun "Kutsal sözler panayırına sığınıp ipeksi bir sessizliğe büründüm..." dizesindeki "kutsal sözler panayırı'"ndan neyi kastettiğini anlamaya çalışan oğlum şair Osman Beyhan 'ı da ben anlamaya çalıştım... İbrahim Tenekeci'nin Son Düzlük adlı eserinde 4 bölümden oluşan 56 adet deneme yazısı var. Deneme yazılarının hepsinin başlıklarını okumak bile insanın zihninde şimşekler çakmasına sebep oluyor... Bu şimşeklerden yıldırımlar doğuyor ve onun da etkisine paratonerler yetmez oluyor. Şimşekler, gecenin zifiri karanlığını anlık aydınlatmasıyla oluşan görüntü ve manzarayı görene haz verir, göremeyene verecek bir şeyi olmasa da en azından ürperti veya merak uyandırır. Yazar dediğiniz farklı bir şahsiyet olmalıdır... Öyle sıradan herkesin gördüğünü görmek veya dediğini demek asla kalem erbabına yaraşmaz... Farklı pencerelerden bakınca gördüklerini edebî zevk veren ifadelerle; akıcı, duru, doğal, etkileyici ve dilimizin en güzel kelimeleriyle yazıya aktaranlar ile toplumda, insanların düşünce dünyasında farkındalık oluşturma yolunda başarılı olanlar beğenilir. Bir yazarı veya sanatkârı beğenip beğenmemek öznel bir meseledir...
İbrahim Tenekeci'nin Son Düzlük'teki bende iz bırakan yazılarından bazılarının başlığı şunlardır: Beraberlik Eşitlik Değildir, Kaybetmedim Vazgeçtim, Buraya İlk Kişisel Gelişim, Çok Çalışmak Üretimi Düşürür, Kolaycılık Bizden Değildir, Buradan Bakınca, Köye Giden Çocuklar, Tatile Çıkmak Seyahat Etmek, Gel Ekmek; Keseyim Seni, Bitkilerin En Güzel Tarihi, Tembellik Hakkı, Felek Çakmağını Üzerime Çaldı, Camdan Bakan Kadınlar...
Siz okursanız belki farklı yazıları beğenirsiniz. Edebî zevkinize karışamam. Ancak siz "hiçbiri" şıkkını da işaretleyebilirsiniz; o da olmadı oynadığınız oyuna göre "Zarfımı/Kutumu açınız efendim!" diyebilirsiniz... İyi okumalar...