“Paletli Kamyonların Apoletli Kamyoncularının Post Modern Hareketi”... Tarihe böyle geçmişti... Kraliyet kamyoncusu önce kahramanca(!) bir davranıştan dolayı büyük efendisinden ve majestelerinden övgü aldı... Sebebini pek anlamasa da...tebrikleri kabul ederken başı dik, göbeği biraz daha öndeydi... Dostları da tebrik etti... Hatta o kadar çok takdir edildi ki "Vay be! Ben neymişim yav?" dedi. Çevik bir hareketle bindi ve sürdü kamyonunu Sincan sokaklarına... Diğer kamyoncular da peşindeydi... Her gün başkent sokaklarında kamyoncuyu görüp el sallayan öpücük atanlar da vardı... Kamyonu güzel sürdü diye... Bir gün yol bitti, çünkü köprü yoktu gideceği yerde. Kamyonların geri vitesi olmadığı gibi yakıtları da kalmamıştı. Karizmaları çizilmiş ve efendileri bir servis gönderdi ve kurtardı. Kamyonsuz ne yapacaklardı? Yürürken kendisine omuz atmayı, ensesine şaplak indirmeyi hatta yüzüne tükürmeyi düşünenler vardı... Ancak kamyonu üstüne sürdüğü ezmeye çalıştığı adamlar, gençler, kızlar da acımıştı ona... Eskimiş postalları, yırtık pırtık pantolon ile erimeyen göbeği dikkat çekiyordu. Efendisi ne arıyor ne soruyordu... Majesteleri bazen jest yaparak küçük hediyeler gönderirdi... Artık hiç biri yok...
"Üstüne kamyon sürdüğüm insanlar mahkemede postalcı savcı tarafından suçlu bulunmuştu... "Kamyon sizin üstünüze değil siz kamyoncuya saldırdığınız için suç sizindir demişti o Şubat'ta... Duydum ki bu Şubat'ın başında mı ortasında mı ölmüş zavallı. Tesadüfe bak abi... Toprağına iki kürek de ben atsaydım yav...
Şubatlar soğuk geçse de iyi günlerdi..."Ne güzel günlerdi be... Bizim paletli kamyonlar da hurdada duruyormuş... Görmeme izin verirler mi acaba? İnsana görme özgürlüğü verilmiyor ki...
Efendimiz bunadı, unuttu bizi... Geçen aradım ama ne dese beğenirsiniz?"Ulan baydın bizi yeter!" derken neye yeter dediğini bile hatırlamıyordu...