Hasta ruhların tedavisi olmadığını biliyoruz. Ancak duymak, dinlemek ve müsamaha göstermek zorunda mıyız? Türk'üm demek ırkçılık oluyor(!) ama başka etnik terimler söylenince kendi kimliğinin ifadesi oluyor(muş)...
"Devlet ve Allah sözünü aynı cümlede duymak istemiyorum" diyen pespâye ve sünepenin sözü fikir özgürlüğüne giriyor ama onu eleştirenler cinsiyet odaklı ötekileştirici sayılıyor...
Vatandaş sevincinden Allahuekber deyince ayrıştırıcı oluyor(muş) ama yararlı iş ve icraatlardan bahsetmek yandaşlık oluyor(muş).
"Devlet yok" demek demokratik eleştiri hakkı ya da özgürlük sayılıyor ama "Devlet vardır ve dimdik ayaktadır, vatandaşın hizmetindedir..." deyince saray (!) yanlısı oluyor(muş).
Kentsel dönüşüme hayır demek demokratik hak oluyor ama TOKİ evleri yapmak rantçılık oluyor...
Yıkımına hayır dediğiniz evler enkaza dönünce "Nerde bu devlet, AFAD, Kızılay?" demeye utanmıyorsunuz...
Adeta ensenizden yukarısı yok sizin diyeceğim ama vicdan, merhamet ile yürek de yok sizde... Tahammül mülkünü yıkanlar bir gün enkazın altında kaldığında yine Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türk milletinin şefkat ve merhametine, vicdanına sığınacaktır. Başka çare var mı? Sizin kurtarıcılarınız sırtınıza binmek için bekleyen efendileriniz mi? 27 Şubat 2023