Ömründe manda görmemiş olmasına rağmen manda yoğurdu hakkında ahkam kesen vatandaşın hâli pürmelâli üzerine bazı tespitler...
Mahcubiyeti aşırı saygısından ve içine kapanıklığından sanılanırdı... Gizli yaramazlıklarını, ergenlikten itibaren göstermeye, biraz daha büyüyünce de racon kesme düzeyine (!) kadar çıktığında lise son sınıfa gelmiş, aman başımıza bela etmeyelim diyerek ite kaka diploması verilmiştir... Üniversitede okuyacak kapasitesi olmadığını kendisi de biliyordu ama denemekte fayda vardı ona göre. Üniversite sınavında istediği bölümü kazanamamış, kazanmaya da yaklaşamamış, birkaç yıllık gayretle açık öğretimi zorla tutturmuş. ...
Mesleğinin en temel terimlerini ve kavramlarını bir türlü anlayamadan, öğrenemeden, üniversite kapısını sınavlarda bile göremeden ama sabırla (!) ve azimle (!) 6 yılda hasbelkader mezun olmuştur vatandaş... Aldığı güçlü icazet ile yüksek dereceli (!) diplomasıyla bir de işe girmiş... Çalışırken de öğreneceği hâlâ hiçbir şeyin olmadığını kanıtlarcasına azmetmiş(!) nihayet ortanın üstünde bir makama yönetici olmuştu... İlk işi diploması ve yetenekleriyle temayüz etmiş değerli ve ehil şahsiyetlerinden hazzetmez olmuş, alan uzmanlarını beğenmez olmuştur... Yeni kuşak çalışanlara yararım olsun diye de bir kitap yazmaya karar verdiğinde bahsi geçen konuda epey sayıda ulusal ve uluslararası eser olduğunu bilmiyordu tabii...
Bu vatandaş asla burnundan kıl aldırmıyor, sanki pir-i fâniydi muhterem (!). Emekli olduğunda ise masada unuttuğu kitabın kendisine ait olduğunu da unutmuştu... "Yazdım ama okumaya fırsatım olmadı maalesef. Kalsın sekreter hanım kalsın!" diyerek kapılara, duvarlara veda ediyor ve "Benim kıymetim hiç bilinmedi efendim!" diyordu... "Şimdi ilk işim, benim buraya atanmama aracı olan zâta teessüflerimi bildirmeye gitmektir... Bunu bana yapmayacaktın diyeceğim!"
Kapılar duvar, yollar dikenliydi... Ama o hiç alın teri dökmeden kazanmaya, makamda yükselmeye alışmıştı... Böylece kendini bir halt sanma hastalığının tedavisi olmadığını da öğrenmeye vakti olmamıştı. Geriye bakıp da kendini sorgulamaya ömrü vefa edecek miydi? Muhtemelen "Yeniden dünyaya gelsem bu kadar çalışmazdım!" diyen adam(!) kendini sorgular mı hiç?
Sanmam... Ancak bizim taze emekli bir pankart hazırlayıp emekli olduğu binanın önüne çıkar. Bunların manda yoğurdu yemeye hakları yok!
Pencereden onu izleyen eski mesai arkadaşları da -Beyefendi! Ayağınızı bastığınız şey mandaya ait bir şey ama siz hâlâ ona manda yoğurdu yemeye devam ediyorsunuz! Ortasından kağnı tekerleği geçse de onun iki tarafı da manda yoğurdu değil... Yine anlamamıştı... Hiç anlamadığı tek şeyin, hayatının hayattan uzak olmasıydı... Aklının ermediği her şey lüzumsuz idi ona göre... 18 Şubat 2023