Soru sorulmuştur... Ciddi bir cevap istenmekte ve merakla beklenmektedir.
Ancak muhatabın yüzü asık, bakışları bir sağa bir sola kaymakta, köşeli gözlüklerinin arkasındaki pörtlek gözlerinden ateş saçıyor gibidir...
Seyrek dişlerinin arasından sızan hışırtılarla karışık cümleler bir türlü bitmiyor, konuştukça konuşuyor...
Karşısındakiler dikkatle dinlerken pörtlek adam "Ben kendimi dinleten biriyim" edasıyla sözlerine devam ediyor... Bıkkınlığın başladığı anlarda nefesler iyice boşalmış ve dinleyici de ümitsizliğini yansıtmaya başladığı anda pörtlek adam susuyor... Küçük bir sırıtmayla tören/ açıklama/ konuşma bitmiştir mesajı veriyor...
İçinde cevap olmayan konuşmanın sonucu boştur, hatta bomboştur... Parti merkezinde Türk bayrağını niçin kaldırtıp yabancı televizyona röportaj veren başdanışmanla ilgili cevap, yorum, açıklama yok!
Anayasadan Türk, Türk milleti, Türkçe kavramlarının kaldırılmasını isteyen lümpen, "ofis boy", çatlak gerdanlık boncuğu tiplerle ortaklık eden ve bununla ilgili bir şeyler diyemeyenlerden beklenen nedir? Cevap yok ama utanma arlanma, haya da yok... Cevapsız konuşmalar beraberinde başka zaafiyetleri de getiriyor...
Eğitimin, memuriyet tecrüben hatta diploman da seni kurtaramaz, en yüksek derecelisinden olsa bile... Halk, esnaf, işçi, bütün vatandaş ya da akademi ve siyaset "boş"luğu asla sevmez; boşları ise hiç sevmez... Cevabınız yoksa susmayı niçin beceremesiniz?!!! Boş hatta bomboş laflar, yalnızca bomboş kafalardan çıkar...