Biz ilme inanırız, duaya da. Yeter ki ikisinin de ne olduğu hakkında asgari düzeyde bilgi sahibi olalım. Dua ve ilim, birbirinin eşdeğeri ya da dengi değildir; kavramsal veya işlevsel açıdan ilişkileri yoktur.
İlim: "Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi." İlim kelimesi, bilim ile aynı anlama gelmektedir.
Dinde ilim: Sözlükte ilim, “bir şeyin hakikat ve mahiyetini kavrayıp idrak etmek” demektir. İlâhî bir sıfat olarak “Allah’ın gerek duyular âlemine gerekse duyu ötesine ait bütün nesne ve olayları bilmesi” diye tanımlanabilir...
Kelam literatüründe ilim daha ayrıntılı ele alınır. Konu uzamasın diye o kısmı geçiyorum.
Bu bakımdan ilim bilimden daha geniş anlama sahiptir.
Dua ve beddualar; bir toplumun maddî-manevî kültürünü, değer yargılarını, inançlarını yansıtan, kısa ve derin anlamlı, etkileyici, duygu yüklü kalıplaşmış sözlerdir.
Dînî bir terim olarak dua, sözlüklerde çağırmak, okumak, birinin iyiliği için Allah'a yalvarmak, Cenâb-ı Hakk'a niyaz, bir şeyin olup olmamasını medih ve senâ yoluyla istemek, manalarına gelir.
Dualar (alkışlar) sevinci, teşekkürü, temenniyi veya karşıdaki kişiye duyulan minneti ifade ederken, beddualar ise (kargışlar) acıyı, öfkeyi, karşıdaki kişiye duyulan nefreti dile getirirler.
Dua, bazen küçük bir yavrunun korku ya da endişe içindeyken kendisini annesinin kucağına atması gibidir.
Dua, çoğu zaman ümit ışığıdır. Karanlığa doğan güneş gibidir, kuru toprağa yağan yağmur gibidir. Siz güneşi söndürebilir, dünyayı durdurabilir yahut yağmuru yağdırabilir misiniz? İlahi kudretin iradesinde işleyen nizamın dışında bir beklentiye girmek, bir istekte bulunmak, bir arzuyu dile getirmek, bir temennide bulunmak, bir ümit içinde olmak akla da ilme de aykırı olduğunu dua etmenin şuuruna sahip her insan bilir.
İnsanların hâlisane duygularını Allah'a sunması kadar insanî ve tabii bir şey olamaz. Yalnızca O'na ibadet eder, yalnızca O'na kulluk eder insan. İslâm, insanlara (kadın ve erkeğe) ilim tahsil etmeyi emreder.
"Türkiye'de yaşayan herkes bilirki Antalya'ya Ağustos'ta yağmur yağmaz. Duaya değil Bilime inanın" diyen şahsın ukelâlık derecesi tavan yapmış. (İlgilinin mesajını yazım yanlışlarıyla birlikte yazdım.) Çok şükür Antalya'ya Ağustosta yağmur yağdı. Bilime aykırı bir durum mu? Hayır! İnsanlar dua etmişler ve yağmur da yağdığı için şükrederler... Duadan neden rahatsız olurlar ki bazıları? Gaz bulundu, yangın söndü diye üzülen kaz kafalı emperyalist güçlerin oyuncağı ahmaklar, hem maddî hem de manevî değerlerimizle barışık olamazlar bir türlü.
Müslüman bir toplumun değer yargılarını hafife almanın da en başta toplum psikolojisindeki ve sosyoloji ilmindeki yerini bilmiyor demek ki câhil adam.
Allah isterse Antalya'ya yağmur da yağdırır, kar da... İnşallah taş yağmaz.
Biz ilme de inanırız, duaya da... Müslüman hiçbir şeyi tedbirsiz bir şekilde, bilinçsiz ve akılsızca kendi hâline bırakmaz elbet. Gücünün yetmediği yerde dua eder, netice aldığında şükreder... Dua bütün dinlerde yok mu? Var. Her insanın iyi dilek ve temennileri de bir dua değil midir? Selâm vermek, kutlamak, iyi dilekte bulunmak da duadır. Kimseye beddua edesimiz yok ama hak edene de "Allah müstehakını versin!" deriz. Biz yine de "Allah iyiliğini versin!" diyelim. (08.08.2022)